Ayşegül Günsür, sağlıklı beslenme ve doğru gıdalarla ilaçsız bir hayatın kapısını açarak, ruh-beden-zihin üçgeninde dengeli bir yaşamın yollarını gösteriyor.
15 dk'lık
Ücretsiz
Danışma
Seansı
ANASAYFA BESLENME TERAPİSİ MEDİTASYON SPOR BLOG BEN İLETİŞİM
Beslenme Terapisi;

Sağlıklı beslenme ve doğru gıdalarla ilaçsız bir hayatın kapısını açarak, ruh-beden-zihin üçgeninde dengeli bir yaşamın yollarını...
KEŞFET
BMI Hesaplama Beslenme Anketi Beslenme Dönüşüm Programı Beslenme Terapisi Öğrenelim
BESLENME TERAPİSİ
Öğrenelim
Beslenme Nedir? Yaşamın sürdürülebilmesinde temel olan beslenme, vücudun çalışması için gerekli olan besin öğelerinin, besinlerle vücuda alınması, sindirimi, emilimi ve metabolize edilmesi basamaklarını için...
Öğrenelim

Beslenme Nedir?

Yaşamın sürdürülebilmesinde temel olan beslenme, vücudun çalışması için gerekli olan besin öğelerinin, besinlerle vücuda alınması, sindirimi, emilimi ve metabolize edilmesi basamaklarını içine alan bir süreçtir. Sağlığın korunması, sağlığın kaliteli bir biçimde yürütülebilmesi, hastalıklardan korunma ve hastalık oluşumundan sonra hastalığın etkin şekilde tedavi edilebilmesi ve tedavi süresinin kısaltılması için sağlıklı, yeterli ve dengeli bir şekilde beslenmek gerekir. Bunun için de öncelikle hangi besinlerin, nasıl ve ne kadar tüketilmesi gerektiğini bilmek gerekir. Tüketilecek besinler içlerindeki besin ögelerine göre gruplandırılır ve bu gruplardan tüketilecek miktarlar kişilerin yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite, biyokimyasal değerleri ve bir hastalık durumunun bulunup bulanmaması gibi özelliklerine göre belirlenir. Bir başka deyişle kişiler için geliştirilen beslenmenin sağlıklı, yeterli ve dengeli olması için bireye özgü planlanması gerekir.

Yeterli beslenme; bedenin gereksindiği enerji, besin ögeleri ve diğer bioaktif maddelerin yeterli olarak alınması, dengeli beslenme; besin ögelerinin birbirlerine göre ve öğünlerde dengeli olarak tüketilmesi, sağlıklı beslenme ise; besinlerin hazırlanma ve pişirilme sırasında sağlık için zararlı hale gelmelerinin önlenmesi ya da içlerinde sağlığı tehdit eden ögelerin bulanmaması şeklinde özetlenebilir. 

Proteinler

Proteinler, vücudun yapı taşı olarak bilinen büyük moleküllü biyolojik maddelerdir. Proteinler, amino asitlerden oluşur. Amino asitler birbirlerine peptid bağları ile bağlanıp polipeptid zinciri oluştururlar. Proteinler bir ya da birkaç polipeptid zincirinden meydana gelmiş yapılardır. 

Proteinlerin vücutta çok yaşamsal fonksiyonları vardır ve yetmezliklerinde önemli sağlık sorunları oluşur. Genel olarak yaşayan hücrede hemen her görevi yaparlar diye tanımlamak yanlış olmaz. Proteinlerin fonksiyonları yapısal özelliklerine göre farklılık gösterir. Örneğin hücre içi ve hücre dışı kimyasal ve biyokimyasal tüm metabolik reksiyonları katalize eden enzimler ve organizmadaki pek çok işlevin düzenlenmesinden sorumlu olan hormonlar protein yapısındadır. Enfeksiyon yapan ajanlarla mücadele etmekten sorumlu immün sistem (bağışıklık sistemi) içinde yer alan immunoglobulin ve antikorlar da proteindir. Proteinlerin fonksiyonları; yapıcı, onarıcı, düzenleyici ve koruyucu olarak özetlenebilir. Protein gereksinimi yetişkinler için kabaca kilo başına 1 g olarak hesaplanabilir.

Proteinleri oluşturan amino asitler, sekiz tanesi hariç, vücut tarafından sentez edilebilir. Vücut tarafından sentez edilemeyen ve besinlerle belirli miktarlarda alınması gereken amino asitlere elzem (ya da esansiyel) amino asitler denilir. Bunlar lizin (lysine), treonin (threonin), löysin (leucine), izolöysin (isoleucine), metionin (methionine), fenilalanin (phenylalanine), triptofan(tryptophan) ve valin (valine) dir. 

Besinlerdeki proteinlerin amino asit değerleri farklılık gösterir. Amino asitleri elzem amino asitler yönünden yeterli olanlara kaliteli protein denilir. Et, süt, yumurta gibi hayvansal proteinler kaliteli proteinlerdir. Bitkisel proteinlerde elzem amino asitlerden bazıları yetersizdir. Örneğin mısır proteininde triptofan, buğday proteininde lizin, kurubaklagillerde metionin yetersizdir. Tahılların kurubaklagillerle birlikte tüketilmeleri bu eksiklikleri bir dereceye kadar tamamlayabilir. 

Karbonhidratlar

Karbonhidratlar vücuda enerji sağlayan ana kaynak ögelerdir. Günlük enerjinin büyük bölümü (%55-60) bu ögelerden sağlanır. Et, süt, yumurta gibi hayvansal kaynaklı ürünlerde en az, tüm bitkisel besinlerde en çok bulunan ögedir. Karbonhidratlar besinlerde monosakkarit, disakkarit, oligosakkarit ve polisakkarit olmak üzere çeşitli formlarda bulunurlar. Günlük diyette polisakkarit içeren besinlerin daha çok, mono ve disakkarit içerenlerin daha az olması doygunluk hissinin oluşması ve kan şekeri düzenlenmesi açısından tercih edilen bir durumdur. 

Monosakkaritler: Bunlara basit şekerler de denir. Bir ünite şeker içerirler. Beslenme açısından önemli monosokkaritler glikoz, früktoz ve galaktoz ve 5 karbonlu gruptan da riboz dur. 

Glikoz, fizyolojik yönden en önemli şekerdir. Üzüm şekeri ya da kan şekeri olarak da adlandırılır. Serbest olarak bitkisel besinlerde özellikle, meyveler, bazı kök sebzeler, bal, pekmez, tatlı mısır ve mısır şurubunda bulunur. 

Früktoz: Levüloz ve meyve şekeri gibi adlarla da bilinir. Mono ve disakkaritler arasında en tatlı olanıdır. Sükroza göre 1,5, glikoza göre 2 kat daha fazla tat verir. Früktoz başta meyveler olmak üzere bal ve pekmezin yapısında bulunur. 

Galaktoz: Bu monosakkarit glikoz ile birlikte bir disakkarit olan süt şekeri laktozun yapısında yer alır. Doğada nadir olarak serbest halde bulunur. 

Disakkaritler: Bunlar iki molekül monosakkarit içeren karbonhidratlardır. En çok bilinen disakkaritler sukroz, laktoz ve maltozdur. 

Sukroz: Sofralarımızda kullanılan şekerin kimyasal adı sukrozdur. Sakkaroz da denir.. En çok şeker kamışı ve şeker pancarında bulunur. Sofralarımızda kullandığımız şeker bu kaynaklardan elde edilir. Kahverengi şeker, rafine edilmemiş şeker kamışından elde edilen şekerdir 

Laktoz: İnsan ve hayvan sütlerinde bulunan bir disakkarittir. Bu nedenle süt şekeri olarak da adlandırılır. Anne sütünde %7-8, inek sütünde %4-5 kadardır. 

Maltoz: Tahıllarda ve az miktarda baklagillerde bulunan maltoz,tahıllardaki nişastanın yapısında bulunduğundan nişastanın hidrolizi ile elde edilir. 

Oligosakkaritler: İçlerinde 3-10 arası monosakkarit ünitesi bulunan karbonhidratlardır. hepsi glikoz moleküllerinden oluşana maltodekstrin denilir. Oligosakkaritler incebarsaklarda parçalanmadan kalın barsaklara geçerler. Bunların en önemli fizyolojik etkileri, barsaklarda patojen bakteri çoğalmasını engelleyen saprofit (yararlı) bakterilerden bifidobakterilerin çoğalmasını uyarmaktır. Günümüzde probiyotik ürünlerde prebiyotik (probiyotiklerin çoğalmasına yardımcı) olarak kullanılan bileşikler oligosakkaritlerdir. 

Polisakkaritler: Bileşimlerinde 10 ve üzeri monosakkarit içeren karbonhidratlardır. Beslenme açısından önemli olanları glikojen, nişasta ve selülozdur. 

Glikojen: Glikojen glikoz moleküllerinden oluşur. Glikojen, glikozun vücuttaki depo şeklidir. Karaciğer ve kaslardaki ana depo maddesidir. İyi beslenmiş bir kişide karaciğer ağırlığının %2-8 (yaklaşık 100 g) ini oluşturur. Kasta bu oran %1 kadardır. Kas glikojeni yetişkin kişide yaklaşık 500 g kabul edilir. 

Nişasta: Nişasta karbonhidratların bitkilerdeki depo şeklidir ve diyet karbonhidratının %80-90 ını oluşturur. Nişasta birçok glikoz ünitesinden oluşmuş bir polisakkarittir. Tanelerde bulunan nişasta amiloz (düz zincirli) ve amilopektin (dallı zincirli) şeklindedir. Amiloz, elde edilen besine göre nişastanın %15- 40’ını oluşturur. Kalanı amilopektindir. Amiloz sindirim enzimlerine daha dirençli olduğundan sindirimi amilopektinden daha yavaştır. Amiloz ve amilopektin arasında besin değeri açısından bir fark yoktur. 

Sellüloz: Nişasta olmayan ve diyet posasının büyük bölümünü oluşturan bir polisakkarittir. Bitkilerde destek görevi yapar. Sindirim enzimleri selülozu parçalayamaz ve ağızdan alınan selülozun yaklaşık %43’ü değişmeden kalın barsağa geçer ve atılır. Değişmeden kalın barsağa geçen selüloz dışkı hacmini arttırdığından barsağın çalışmasına yardımcı olur. 

Yağlar

Yağlar da diyetin enerji veren önemli bir parçasıdır. Bir gram yağ dokuz kalori verir. Bu nedenle yoğun enerji kaynağıdırlar. Yağların diyetteki önemi, enerji kaynağı olarak kullanılmaları yanında yağda eriyen vitaminlerin barsaklardan emilimine yardımcı olmalarından ileri gelir. 

Yağlar düz bir zincir ve tek karboksil grubu içeren yağ asitleridir. Molekülde 6 dan az karbon bulunanlar kısa, 6-10 olanlar orta, 12 ve daha fazla olanlar uzun zincirli yağ asitleri olarak bilinirler. Yağlar, içerdikleri yağ asitlerinin özelliklerine göre doymuş ve doymamış olarak ikiye ayrılır. 

Doymuş Yağlar: Bu yağlar çoğunlukla hayvansal kaynaklıdır ve oda sıcaklığında katı olarak bulunur. Bu yağlara örnekler tereyağı ve iç yağıdır.. Süt ve yumurta sarısındaki yağ asitleri de doymuş yağ asitleridir. Bazı bitkisel besinlerin içerdiği yağların doymuş yağ asidi oranı da oldukça yüksektir. Bunlar Hindistan cevizi yağı ve palm (hurma) yağlarıdır. Asetik, bütirik, palmitik, stearik gibi yağ asitleri doymuş yağ asitlerine örnektir. 

Doymamış Yağlar: Bu yağlar çoğunlukla bitkisel kaynaklıdır ve oda sıcaklığında sıvı halde bulunur. Bu yağlara örnekler zeytinyağı, mısır özü yağı ve ayçiçek yağıdır. 

Doymamış yağ asitleri Omega 3, Omega 6 ve Omega 9  olarak sınıflandırılır. Omega 3 sınıfında bulunan yağ asitleri Linolenik, eicosapentoenoik-EPA, Docosahexaenoik-DHA adlı yağ asitleridir. Omega 6 grubuna girenler, Linoleik ve Araşidonik yağlardır. Omega 9 grubunda Oleik, Eicosantrienoik, Miristoleik ve Palmitoleik  yağ asiteri bulunur. 

Çoklu doymamış yağ asitlerinden prostaglandinler adı verilen, vücut çalışması için gerekli hormonlar sentezlenir. Ayrıca bu yağ asitleri yağın damarlarda akıcılığı için gereklidir. Bu nedenle linoleik ve linolenik asitler, elzem yağ asitleri olarak bilinir. Omega 3 sınıfındaki yağ asitlerinin diyette arttılması koroner kalp hastalıklarından korunmada etkili olmaktadır. Bu yağ asitleri beyin gelişimi ve sağlığı için de gerekli yağ asitleridir. 

Margarinler: Çoklu doymamış yağ içeren sıvı yağlar kimyasal yapıları değiştirilerek doymuş hale getirilip oda sıcaklığında katı halde olmaları gerçekleştirilebilmektedir. Genellikle bu işlem hidrojenlendirme ile yapılmaktadır Hidrojenasyon sırasında yağ asitleri yapısı değişir ve değişen bu yağlar trans yağ asitleri olarak adlandırılır. 

Kolesterol: Vücut dokularındaki hücre zarlarında bulunan ve kan plazmasında taşınan bir lipit ve alkol bileşimidir. Safra asitleri, steroid hormonları ve D vitamini kolesterol türevleridir. Vücutta serbest halde bulunduğu gibi uzun zincirli yağ asitleri ile esterleşmiş olarak lipoproteinlerin bileşiminde bulunur. Kolesterol kanda lipoproteinlerle taşınır. Bunlar HDL (yüksek dansiteli), LDL (düşük dansiteli) ve VLDL (çok düşük dansiteli) olmak üzere üç gruptur. HDL nin kanda yüksekliği tercih edildiğinden HDL iyi kolesterol olarak adlandırılır. LDL ve VLDL nin yüksekliği ise istenmeyen bir durumdur bu nedenle bunlara kötü kolesterol denilir. Kandaki kolesterolün çoğunu vücut kendi üretir. Bir kısmı da besinlerle alınır. 

Vitaminler

Vitaminler besinlerde çok az miktarda bulunan, normal beslenme için özel görevleri olan organik bileşiklerdir. Vitaminler önceleri yağda eriyenler ve suda eriyenler olarak sınıflandırılmakta idi, ancak son yıllarda yeni vitaminlerin izole edilmesi üzerine vitaminlerin kimyasal adları ile anılmaları tercih edilir olmuştur. Bugüne kadar 13 vitamin tanımlanmıştır. Bazı öğünlerin atlanması, geçiştirilmesi, tek yönlü ya da saflaştırılmış besinlerle beslenme durumunda vitaminler, yeterince karşılanamaz. Ayrıca bazı araştırmalar, vitaminlerin bir miktar gereksinimin üzerinde tüketildiğinde bazı hastalıklardan koruduğunu göstermektedir. Vitaminlerin yetersiz alınmaları vücutta çeşitli bozuklukların ve hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur. Her vitamin eksikliğinde ortaya çıkan tablo farklıdır. 

Yeterli ve dengeli bir diyetle beslenildiğinde, vitaminlerin tümü sağlanmış olur. Ancak günlük yaşantıda, hava kirliliği, su kirliliği, stres vb durumlara maruz kalınmaktadır. Bu nedenle bazı durumlarda diyete ek vitamin alınması gerekli olabilir. 

Yağda eriyen vitaminlerden A, E, D ve K vitaminleri ve Suda eriyen vitaminlerden önemli bazı B grubu vitaminleri ve C vitamini :

 

A vitamini: Retinoid adı verilen yaklaşık 2500 kimyasal bileşik ile, provitamin A karotenoidleri adı verilen kimyasal moleküller, vitamin A ailesini oluşturur. Karotenoidler arasında A vitaminine çevrilme oranı en yüksek olan molekül beta karotendir. A vitamini hayvansal ürünlerde, örneğin balık karaciğer yağı, karaciğer, süt yağı ve yumurta sarısında bulunur. Hayvansal yağlar, A vitamini yanında değişik derecelerde karotenler de içerirler. Karotenler bitkilerde bulunur. A vitamini aktivitesi taşıyan karotenoidlerin en iyi kaynakları, havuç, kayısı ve yeşil yapraklı sebzelerdir. 

A vitamini özellikle vücudu içten ve dıştan saran epitel dokunun yapımında, görme işlevinde, bağışıklık sisteminde görev alır. Epitel doku sağlıklı olduğunda vücuda bakteri girişini engelleyici bir rol oynar. Gözün karanlıkta görmesinde önemli bir rolü vardır. Sağlıklı diş minerali gelişimini sağlayan ameloblast denilen hücreler bu işlevlerini ancak A vitamini ile gerçekleştirebilirler. A vitamini yetersizlği protein sentezini olumsuz etkilediğinden tiroid bezi hormonlarından tiroksin yapım hızı azalmasına bağlı olarak gelişim etkilenir. Bu önemli fonksiyonları nedeniyle A vitamininin yetersiz alınması durumlarında gece körlüğü, büyüme geriliği, enfeksiyonlara dirençte azalma ve dişlerde şekil bozuklukları ortaya çıkar. Karaciğer vücuda birkaç ay yetecek kadar A vitamini depolar. Fazla A vitamini almak toksik etki gösterir. Fazla karoten alınması genellikle zararlı bir etki yaratmaz ancak deriyi sarıya boyar. 

D vitamini: D vitamini Kalsiferol olarak da adlandırılır. İki farklı molekül olan ergokalsiferol ve kolekalsiferol bu sınıfta yer alır. D vitamini önce karaciğerde, sonra da böbreklerde hidroksillenerek aktif hale döner. Besinlerde doğal olarak çok az bulunur. D vitamini gereksinimini karşılamanın en iyi yolu güneş ışığından yeterince yararlanmaktır. Deri güneş ışınları ile temas ettiğinde 15-30 dakika içinde D vitamini sentezlenmeye başlar. 

En önemli D vitamini kaynağı balık karaciğeri yağıdır. Balık karaciğeri yağının 100 gramında 10.000 IU D vitamini bulunur. Yağlı balıkların 100 gramlarında bulunan D vitamini miktarı 300-1000 IU kadardır. Yemeklik olarak kullanılan hayvan karaciğerlerinin 100 gramında 100-400 IU kadar bulunur. D vitamini süt ve yumurtada da bulunur ancak miktarı oldukça düşüktür. 

E vitamini: E vitamininin sekiz doğal formu bulunur. Bunların dördü tokoferol, diğer dördü tokotrienollerdir. Sıvı yağlar, yağlı tohumlar, buğday ve embriyosu ve koyu yeşil yapraklı sebzeler en iyi kaynaklardır. Yapısal özelliği nedeniyle kolay okside olduğundan çoklu doymamış yağlara eklenerek onların oksidasyonunu önleyici (antioksidan) olarak kullanılır. Antioksidan özelliği ile vücut hücrelerini serbest radikallerin oksidasyonundan korur. Özellikle mide, barsak ve karaciğer hücrelerinde A vitamini oksidasyonunu önleyerek A vitamininin etkisini arttırır. 

Günlük yiyeceklerde E vitamini yeterli miktarda bulunduğundan insanlarda eksiklik belirtilerine sık rastlanmaz. Ancak diyette çoklu doymamış yağ asitleri yüksek ise E vitamini gereksinimi de bir miktar artar. Emilim bozukluğu olanlarda da E vitamini yetersizliği oluşabilir. Kalp hastalığı, bilişsel işlev yetersizliği ve kanser riski taşıyanların, yaşlıların E vitamini takviyesi alması önerilmektedir. 

 

K Vitamini : Bu vitaminin uc farkli formu vardir. Vitamin K1 yanliz bitkilerde bulunur. Vitamin K2 bakterilerin sentez ettigi formdur. Ucuncu form sentetik formdur ve K3 olarak adlandirilir. Her uc formu da K vitamin etkinligi gosterir. K1 ve K2 sadece yagda eriyebilirken, K3 suda cozulebilir. K vitamininin en önemli görevi kanın pıhtılaşmasına yardımcı olmasıdır. K vitamini yetersizliğine insanlarda pek rastlanmaz. Ancak aşırı kanamalarda, fazla antibiyotik ve sülfamidli ilaç kullanımlarında barsak florası bozulabileceğinden gereksinim artar. 

En zengin kaynakları yeşil yapraklı sebzelerdir. Sebzenin koyu yeşil yapraklarında açık yapraklara göre daha fazla bulunur. Barsaklarda bakteriler tarafından yapılan K vitamininden organizma kısmen yararlanabilir. Gereksinimin yarısının bu yolla giderildiği bildirilmektedir. K vitamininin en önemli görevi kanın pıhtılaşmasına yardımcı olmasıdır. K vitamini yetersizliğine insanlarda pek rastlanmaz. Ancak aşırı kanamalarda, fazla antibiyotik ve sülfamidli ilaç kullanımlarında barsak florası bozulabileceğinden gereksinim artar. 

C vitamini: Suda eriyen bu vitamin askorbik asit olarak da bilinir. C vitamini kuvvetli bir antioksidandır ve bağ dokusu yapımında, kılcal damarların kuvvetli olmasında etkindir. C vitamininin vücudu enfeksiyonlardan ve bakteri toksinlerinden koruduğu savunulmaktadır. Enfeksiyonlar sırasında vücuttaki C vitamini miktarı azalmaktadır. C vitamini ayrıca demir emilimine de yardımcı olur. C vitamini kanser oluşumuna neden olan pek çok maddenin vücuttan atımına destek olduğundan antikanser öge olarak da bilinir. 

Enfeksiyonlarda ve sigara içenlerde gereksinimin en az iki kat arttığı bu nedenle sigara içenlerin ve enfeksiyonu olan kişilerin daha çok C vitamini almaları önerilir. C vitamini fazla alındığında böbrekler yoluyla dışarı atılır. En zengin kaynakları turunçgiller, çilek, domates, kivi, yeşil yapraklı sebzeler, lahana ve karnabahardır. 

B Grubu vitaminleri: B grubu vitaminleri vücutta cereyan eden hemen her tür işlev için gerekli vitaminlerdir. B grubu vitaminleri özellikle sinir ve sindirim sistemi ile deri sağlığı için çok önemlidir. karbonhidrat metabolizmasında, riboflavin (B2), protein ve yağ metabolizmasında, niasin tüm metabolik işlemlerde görev alır. Riboflavin deri ve göz sağlığı için de gerekli bir vitamindir. Riboflavin yetersiziliğinde gözlerde kaşınma ve ışık hassasiyeti, ağız kenarında yaralar (keylozis) ve dilde iltihaplanmalar (glossit) oluşur. Zengin riboflavin kaynakları maya, süt, yumurta, sakatat, balık, kümes hayvanları ve yağsız etdir. Yeterli ve dengeli beslenenlerde B grubu vitaminlerinin yetersizliği pek görülmez. Ancak fazla alkol alanlarda thiamin yetersizliği görülebilir. Thiamin yetersizliğinin ilk belirtileri iştah kaybı, duyarlılık, depresyon, gastrointestinal bozukluklar ve zihinsel yorgunluktur. Ciddi thiamin eksikliğinde oluşan tablo Beriberi olarak tanımlanır. En zengin thiamin kaynakları, maya, karaciğer ve diğer organ etleri, tam buğday unu, kurubaklagiller ve ceviz, fındık gib yağlı tohumlardır. Niasin B grubu vitaminleri içinde ısı ve ışığa en dayanıklı vitamindir. Niasin eksikliğinde Pellegra denilen hastalık ortaya çıkar. En iyi niasin kaynakları karaciğer, böbrek ve diğer organ etleri, yağsız et, buğday embriyosu ve yer fıstığıdır. 

Diger B grubu vitaminleri  B6, Folik asit ve B 12 vitaminidir. Bu vitaminlerin yorgunluk ve stress durumlarinda tuketilmesinin yararli oldugu bildirilmektedir. Folik asit yetmezliğinde bebeklerde nöral tüp defekti oluşabildiğinden gebelere ek olarak verilmesi önerilmektedir. B12 vitamini hayvansal kaynakli besinlerde bulundugundan bu besinlerden yetersiz beslenenlerde yetersizlik olusabilir. Mide sivisinda B12 nin emilimini kolaylastiran bir glikoprotein vardir. Bu protein Intrinsik Faktor denir. Mide rahatsizliklarinda intrinsic faktor yetersizligi olusacagindan vucutta B12 vitamini yetersizligi buna bagli da anemi tablosu olusturabilir. Yaslilarda B12 takviyesinin yararli oldugu bildirilmektedir.

Vitaminlerin yetersiz alınmaları vücutta çeşitli bozuklukların ve hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur. Her vitamin eksikliğinde ortaya çıkan tablo farklıdır. Pek çok vitamin besinlerde çok yaygın olarak bulunduğundan yetmezlik belirtilerinin ortaya çıkması kolay değildir. Yeterli ve dengeli bir diyetle beslenildiğinde, vitaminlerin tümü sağlanmış olur. Ancak günlük yaşantıda, hava kirliliği, su kirliliği, stres vb durumlara maruz kalınmaktadır. 

Sık doğumlar, sık geçirilen enfeksiyonlar ve bir hastalık durumunda vitaminlere olan gereksinim artar. Bazı öğünlerin atlanması, geçiştirilmesi, tek yönlü ya da saflaştırılmış besinlerle beslenme durumunda vitaminler, yeterince karşılanamaz. Ayrıca bazı araştırmalar, vitaminlerin bir miktar gereksinimin üzerinde tüketildiğinde bazı hastalıklardan koruduğunu göstermektedir. Örneğin, A, C ve E vitaminlerinin, gereksinimin biraz üzerinde alındığında kanser ve kalp hastalıklarından koruyucu etki yaptığını gösteren çalışmalar vardır. 

Mineraller

Mineraller besinin yakılması sonucu kül olarak geride kalan inorganik elementlerdir. Külün analizi sonucu 40’a yakın mineral ortaya çıkar. Ancak bunların 17’si insan için elzemdir. Mineralin elzem olup olmaması diyetten o mineral çıkarıldığında yetmezlik belirtisi oluşup oluşmaması ile belirlenir. Mineraller vücutta gereksinim duyulan miktara göre majör mineraller ve iz elementler olmak üzere iki grupta incelenir. İnsan için elzem olan majör mineraller (makro mineraller de denir); kalsiyum, fosfor, potasyum, magnezyum, sülfür, sodyum ve klor, önemli iz elementler (mikro mineraller de denir) ise; demir, çinko, selenyum, molibden, iyot, kobalt, bakır, manganez, flor ve kromdur.

Minerallerin düzenleyici rolleri, vücudun asit-baz dengesi, su dengesi, kas kasılması, sinir iletimi gibi işlevlerde görev almaları ve enzimlerde kofaktör olarak yer almaları ile ilgilidir. Minerallerden kalsiyum, demir, iyot ve flor besinlerle yeterince karşılandığında tüm makro ve mikro mineraller de karşılanmış olur. 

Kalsiyum 

Vücudun majör minerallerinden biridir. Vücut ağırlğının %1,5-2 sini oluşturur. Bu da yetişkin bir birey için 1000-1200 g demektir. Bu miktarın %99’u kemik ve dişlerdedir. Kalan %1’i yumuşak dokularda ve vücut sıvılarında bulunur. Kandaki normal kalsiyum düzeyi, 9-10 mg/100 ml dir. İskelet sistemindeki kalsiyum miktarı yaşa, iskeletin büyüklüğüne ve kompozisyonuna, büyüme dönemine ya da yaşlılığa bağlı olarak değişir. Kalsiyumun kemik ve diş yapımındaki görevi dışında, doku sıvılarında bulunarak kas kontraksiyonu (kasılma) ve relaksiyonunda (gevşeme), kanın pıhtılaşmasında, sinirsel uyarıların iletiminde, asit baz dengesinde ve demirin etkin biçimde kullanılmasında görevi vardır. 

En iyi kalsiyum kaynakları süt, peynir, yoğurt, susam, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlar ve yeşil yapraklı sebzelerdir. 

Demir 

Kırmızı kan hücrelerinde hemolobinin, kasta ise miyolobinin yapısında bulunur. Çeşitli enzim komplekslerinin ve sitokromların (solunum zincirindeki elektron taşıyıcı) içinde yer alır. Dokularda ferritin ve hemosiderin şeklinde depolanır. Solunumda ve doku oksidasyonunda önemli rol oynar. Hemoglobinin hücrelere oksijen taşımasında demir kilit bir rol oynar 

Besinlerde demir hem (heme) demiri ve hem olmayan demir olmak üzere iki ayrı formda bulunur. Hem demiri diyetteki toplam demirin %10-15 i kadardır, kas ve organ etlerindeki miyoglobin ve hemoglobinin yapısında yer alır. Hem olmayan demir diyetteki toplam demirin %85-90’ı kadardır. Bitkisel besinler ile süt ve yumurtanın bileşimindeki demir bu formdadır. Posa içeriği yüksek olan sebze, meyve ve tahıllardaki demir emilimi %4-5 iken, hayvansal besinlerdeki demirin emilimi %15-30 arasındadır .

İyot

Tiroid hormonunun bileşiminde bulunan iyot, bazal metabolizma hızının (vücudun istirahat halinde iken organların çalışması için harcanan enerji) düzenlenmesinde önemli rolü olan bir mineraldir. Yetişkin bir kişinin vücudunda ortalama 15-30 mg iyot bulunmaktadır. Bunun %60’ı tiroid bezinde, kalanı kandadır. İyot, tiroid bezinden salgılanan triiyodotironin (T3) ve tiroksin (T4) hormonlarının bileşiminde bulunmaktadır. Bu hormonlar enerji metabolizmasını düzenleyen hormonlardır. 

En iyi iyot kaynağı deniz ürünleridir. Bazı besinlerdeki maddeler iyotun kullanımını engelleyebilmektedir, bunlara guatrojenler denilir. Guatrojen bileşikler, lahana, karnabahar, şalgam ve soya fasulyesinde bulunur. Guatr görülen bölgelerde bu besinlerin fazla tüketilmesinden kaçınılmalıdır. 

Flor: Kemik, diş, tiroid bezi ve deri gibi insan dokularında bulunan bir mineraldir. Dişlerde ve kemiklerde floraapatit kristallerini oluşturur. Diş minesinin dayanıklılığını ve kemikte, kemik minerallerinin uygun yerleşmesini sağlar. En önemli flor kaynağı içme suyudur. Çay, deniz ürünleri ve deniz balıkları da zengin kaynaklardır. İçme suyundaki miktar yetersiz olursa buna bağlı yetmezlik tablosu ortaya çıkabilir. Bu durumda kemik ve diş yapımı etkilenir. 

Sodyum

Gıdalarla alınan sodyum ile böbrek tarafından atılan sodyum miktarına bağlı olarak kanda ve tüm vücutta belirli bir denge içinde bulunur. Böbrekler, atılan sodyum miktarını değiştirerek belirli bir oranda bu dengeyi korumaya çalışır. Aşırı terleme ve kusma ile tuz alınmadan aşırı miktarda su içilmesi kandaki sodyum oranını düşürür, bol tuz yenilmesi ve az sıvı alınması da bu miktarı normalin üzerine çıkarır. Bunların dışında, öncelikle böbrek ve böbrek üstü bezi olmak üzere bazı organların hastalıklarında da bu denge bozulabilir. Vücuttan tuz ve su eksildiğinde, ağız kuruluğu, halsizlik, tansiyon düşüklüğü, çarpıntı ve şok görülebilir. Tuz alınmaksızın bol su alınması halinde de, su zehirlenmesi olarak adlandırılan, adale kasılmaları, çırpınmalar, şuur kaybı ve koma ile ölüme kadar varabilen bir tablo görülebilir. Potasyum : Hücrelerin içinde bol miktarda bulunup, kanda ve doku arası sıvılarda daha az miktardadır. İlk belirtisi kas güçsüzlüğüdür. İleri derecelere vardığında bağırsaklara ve solunum kasları dahil olmak üzere tüm kaslarda hareket kısıtlılığı olacak ve bu da hayati tehlikeye neden olacaktır. Potasyumun kanda yüksek düzeylerde bulunması, böbrek hastalığı, ciddi yanıklar, kanamalar gibi etkenlere bağlı olarak idrar miktarının azalması hallerinde görülebilir. Genellikle fazla bir belirti vermeden kalp üzerinde toksik etkiler gösterebilir. 

Fosfor 

Kalsiyumla birlikte hareket eden bir elemandır. Böbrek, paratiroid bezi ve hormon düzensizliklerinde, vücuttaki fosfor dengesinde de bozulmalar olur. Kronik açlıklar, bağırsaklardaki emilim bozuklukları, alkolizm, devamlı idrar söktürücü kullanılması gibi hallerde kandaki düzeyi düşer. Tıp dilinde hipofosfatemi olarak adlandırılan fosfor eksikliklerinde, sinir ve kas ilişkisinde aksaklıklar, kas güçsüzlüğü, kas hücresi yıkımı, beyin fonksiyonlarında bozulma, koma ve hatta ölüm bile görülebilir. 

Magnezyum 

Magnezyum da vücudun önemli elementlerindendir. Kanın bir litresinde 1.6 ile 2.1 miliekivalan magnezyum bulunur. Eksikliğinde, iştahsızlık, bulantı, kusma, uyuklama, güçsüzlük, titreme, kas seyirmeleri ve kasılmaları gibi belirtiler görülür. Yüksekliği, böbrek yetersizliği olan hastalarda, sindirim sistemi tedavisi amacıyla magnezyumlu ilaçlar verilmesi halinde görülür. Kas refleksleri kaybolur, kalp elektrosunda bozukluklar görülür, solunum ve dolaşım aksar,

Mineral İçeren Yiyecekler

• Kalsiyum içeren yiyecekler: Süt ve süt ürünleri, soya fasulyesi, brokoli, lahana, koyu yeşil yapraklı sebzeler, badem, ceviz, fıstık,sardalya.

• Demir içeren besinler : Kırmızı et, balık, yumurta sarısı, soya fasulyesi, kabuklu yemişler, kuru üzüm, pekmez.

• Bakır içeren besinler : Karaciğer, balık, kabuklu hayvanlar, yapraklı sebzeler, bezelye, fındık, ceviz, mantar, çavdar.

• Çinko içeren besinler : Yumurta sarısı, baklagiller, kabak çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği, buğday tohumu, tüm tahıllar.

• İyot içeren besinler : Deniz balıkları, sebze (zeminin içerdiği iyot miktarına bağlı), iyotlu yemek tuzu.

• Potasyum içeren besinler : Meyve, sebze, süt ürünleri, muz, kurukayısı, kuru üzüm, portakal, avokado, kabak, incir, sarımsak, hurma, patates.

• Magnezyum içeren yiyecekler : Badem, fıstık, fındık, ceviz, soya fasulyesi, rafine edilmemiş tahıllar, tam tahıllı ekmek ve koyu yeşil sebzeler.

• Selenyum içeren besinler : Deniz ürünleri, tavuk, soğan, sarımsak, brokoli, buğday tohumu.

• Sodyum içeren besinler : Yemeklik tuz, buğulama ve salamura et, salam ve balık ürünleri, ekmek, peynir, maden suyu.

• Fosfor içeren besinler : Balık, et, yumurta, işlenmemiş tahıl ürünleri, fındık, ceviz, maya, peynir.

• Kükürt içeren besinler : Yumurta sarısı, et, süt, balık, peynir, fındık, ceviz, sebze.

• Manganez içeren besinler : Ananas, ceviz, fındık, baklagiller, işlenmemiş tahıl ürünleri, sebze, bira mayası, kakao.

• Krom içeren besinler : Siyah çay, kakao, bal, fındık, ceviz, ilenmemiş tahıllar, peynir, et, mantar.

×
Beslenme Terapisi
MAKRO BESINLER   SU Cogumuz susuzluk cekiyoruz ve farkinda degiliz. Su besinlerin ve atiklarin tasinmasini saglayan bir cozucudur. Bobreklerin saglikli calismasi ve bagirsaklarin atiklari ihrac etmesi icin gereklidir. Vucudumuz %25 kati ve %75 sudan olusur.  Beyin d...
Beslenme Terapisi

MAKRO BESINLER

 

SU

Cogumuz susuzluk cekiyoruz ve farkinda degiliz. Su besinlerin ve atiklarin tasinmasini saglayan bir cozucudur. Bobreklerin saglikli calismasi ve bagirsaklarin atiklari ihrac etmesi icin gereklidir.

Vucudumuz %25 kati ve %75 sudan olusur.  Beyin dokusunun ve kaslarin %82si sudur. Karacigerin %82 su ihtiva eder, kemikler ise %22.

Vucuttaki su oraninda %5 lik azalma, %25-30 luk bbir enerji kaybina sebep olur. Hafif bir susuzluk metabolizmanin %3 oraninda yavaslamasina neden olur.

Etkileri:

Enerji azligi

Hazimsizlik, az mide asidi, mide yanmasi

Eklemlerde sivi azalmasi

Kabizlik

Eklem agrilari, bas agrisi, grip belirtileri

Sabah bulantisi

Yuksek tansiyon, odem

Bobrek hastaliklari, bobrek tasi

Kuru cilt

Hormonlarin ve kimyasal enzimlerin vucutta dagitilamamasi

Karacigerin yagi kullanilabilir enerjiye donusturememesi

Vucut hucreleri susuzluktan korumak icin, fazladan kolestrol uretir.

 

LIF

 

Kalin bagirsagin optimum duzeyde calismasi icin su, iyi bakteri ve life ihtiyac vardir. Bu sebze, meyve, bakliyat, cig kuruyemisler ve tohumlar tuketmek demektir. 

Gunde iki yada uc  bagirsak hareketi idealdir. 

Test etmek icin kirmizi pancar yiyebilirsiniz. Diskidaki kirmiziligin kaybolmasinin kac saat surdugune bakin. 24 saatten fazla ise kabizlik olarak adlandirilabilir

Kabizlik ayni zamanda dusuk tiroid fonksiyonu sebebiyle de olabilir.

Genellikle transit suresi 72 saattir. Ideali ise 12-24 saat arasidir

Etkileri:

Kabizlik, yavas transit suresi

Toksisite, mantar, parazit, bagirsak florasinda bozulma

Hemoroit, anal fisturler, diverkulit, apendisit

Bagirsak tembelliginden dolayi istahsizlik

Dusuk insulin seviyelerinin kisiyi atistirmaya yoneltmesi

Kilo alimi, karinda sislik

Varis

Safrakesesinde tas olusmaya yatkinlik

Rektal kanserler

Cozulebilir lifler kan sekerini duzenler, dusuk lif yuksek glukoz sonuclarina neden olur.

 

 

ESANSIYEL YAG ASITLERI

 

Esansiyel yag asitleri vucut tarafindan sentezlenemeyen yaglardir. Bu yuzden yiyecek veya gida takviyeleri tarafindan saglanmalidir.  Diger butun yag asitleri yiyeceklerden edinilebilir veya vucut tarafindan sentezlenebilir. Esansiyel yag asitleri, fosfolipid hucre dokusunun, hormonlarin ve sinir sisteminin bir parcasidir, dolayisiyla duygu ve hislerin duzenlenmesinde, beyin fonksiyonlarinda ve sinir uyarilarinda cok buyuk bir oneme sahiptir. 

Iki tip esansiyel yag asidi vardir.

Alfa linoleik asit – Omega 3 yag asidi (ALA)

Linoleik asit – Omega 6 yag asidi (LA)

Bu iki asit diger yag asitlerinin de uretilebilecegi ana yaglardir.

Gunluk beslenmemizde yeterli miktarda esansiyel yag asidi alinmalidir, Cunku A, D, E ve K  vitaminleri yagda cozulebilen vitaminlerdir.

Trans yaglar, coklu doymamis yaglar isitildiginda olusur, kizartma yaglari gibi. Trans yaglar, esansiyel yag asitlerinin yerini alarak  hucre dokusunun fonksiyonunu bozar. Kalpte ve yumusak kaslarda anormal yag asitlerinin mevcudiyeti kalp hastaliklarinin olusmasina davetiye cikarir.

Etkileri:

Kuru, sert ve pullanmis cilt

Egzama, sedef ve dermatit

Pisik

Kuru, zayif ve kirilmis saclar

Kuru goz sendromu, goz yasi uretememek

Kirilgan tirnaklar

Enflamasyona bagli hastaliklar

Cocuklarda hiperaktivite ve sinir sistemi sorunlari

Menapoz ve kistik gogus problemleri

Hamile kalmada gucluk veya hamileligi surdurememek

Endokrin system bozukluklari

Bagisiklik sistemi bozukluklari

 

 

PROTEIN

 

Protein hucrelerimizin yapi tasi ve vucudumuzun sudan sonra en buyuk parcasidir. Hormonlarin, enzimlerin ve antikorlarin sentezlenmesi icin buyuk bir oneme sahiptir. Vucudumuzdaki her doku ve organ proteinden yapilmistir.

Onemli bir enerji kaynagidir. Gunluk dietimizde mutlaka bulunmasi gerekir, aksi halde vucut gereken protein kas dokularindan ve organlardan ceker.

Protein sivi basincini ve kandaki alkaliniteyi duzenler.

Etkileri:

Siskinlik ve odem

Enfeksiyonlara yatkinlik ve erken yaslanma

Tatli krizleri

Dusuk B12 degerleri

Organ fonksiyonlarinda azalma, ozellikle organlara ozel amino asitler, mesela tiroid ve tirosin

Kucuk cocuklarda protein yoksunlugu zihin gelisimini etkiler ve enfeksiyon hastaliklarina karsi bagisikligi dusurur.

 

ONEMLI AMINO ASITLER 


LIZIN

 

Vucutta uretilemeyen ve proteinler icin yapi tasi olan esansiyel bir amino asittir.Ucuklar ve herpes virusu ile savasmak icin ve solunumla ilgili problemlerde cok onemlidir.

Cocuklarda buyume ve kemik gelisimi icin gereklidir, kalsiyum emilimine yardim eder ve yetiskinlerde nitrojeni dengeler. 

Antikorlarin, hormonlarin ve enzimlerin uretimine, kolajen olusumuna ve doku onarimina yardimci olur.

Ameliyat sonrasi iyilesme surecinde ve spor yaralanmalarinda, kas yapimina da yardimci oldugu icin, kullanilabilir.

 

Dusuk Lizin Sebepleri:

Yiyeceklerden yeterli miktarda saglayamamak

Ucuk ve herpes vakalarinda artan ihtiyac

Yogun bakliyat iceren diyetlerde tam protein alinamadigi icin gerekli lizin alinamiyor olabilir.

 

Etkileri:

Anemi

Goz icinde kirmizilik

Enzim bozukluklari

Yogun sac kaybi

Konsantre olmada gucluk, huzursuzluk

Enerji azligi, zayif istah

Ureme bozukluklari, buyume zorluklari, kilo kaybi

Kanda yuksek trigliserit

 

 

METIONIN

Yag yakimina yardim eder. 

Kas zayifligini ve kirilgan saclari azaltir,  radyasyona karsi korur. Ostropozda, kimyasal duyaliligi olanlarda, romatizmal ates vakalarinda faydalidir. 

Guclu bir antioksidandir ve detoks maddesidir. Serbest radikallerin aktivitesini dusuren ve cilt, sac ve tirnak problemlerini engelleyen Sulfur icin iyi bir kaynaktir. 

Sistein ve taurinin sentezlenebilmesi icin metionine ihriyac vardir.

 

 

 

Nedenleri;

 

Yetersiz tuketim

Ilaclar, metaller ve kimyasallardan dolayi vucutta olusan yuksek toksisite

Yetersiz kolin duzeyi de metionini azaltabilir, vucut beyin icin gerekli olan kolin icin metionin kullanir

 

Etkileri;

 

Kas zayifligi

Kirilgan sac

Alerjik kimyasal duyarlilik

Damar tikanikligi, kardiovaskuler hastaliklar

Adet oncesi sendromu

Hamilelikte toksemia

Birikmis toksinler

 

 

FENILALALIN

 

Beyin kimyasinda direk etki eden ve kan/beyin bariyerini gecebilen esansiyel bir amino asittir.

Tetikte olmayi destekleyen noronlari (dopamine ve norepinefrin) sentezlemek icin kullanilan tirosine donusturulebilir.

Ruh durumunu duzeltebilir, agrilari azaltabilir, hafizayi ve ogrenmeyi destekler ve istahi bastirir.

 

Nedenleri;

 

Yetersiz tuketim

Proteinlerin emilim bozuklugu bazen cinko ve su eksikligine bagli olabilir, her ikisi de midede proteinleri parcalayan hidroklorik asit yapiminda kullanilir.

 

Etkileri;

 

Anksiyete

Basagrisi, migren

Konsantre olamamak, yuksek tansiyon

Zayif hafiza

Yogun istah

Depresyon, huysuzluk

Bagimlilik yapan davranislar

Vitiligo

 

 

 

TRIPTOFAN

 

Vitamin B3 (niasin) uretilmesi icin gerekli olan bir amino asittir.

Beyin tarafindan serotonin uretmek icin kullanilir. Seratonin sinirler arasi guclu bir kimyasal ileticidir. Sabah gun isiginin retinaya gelmesiyle tetiklenir, uyaniklik ve tetikte olmayi ve mutlu hissetmemizi saglar.

Seratonin ayrica melatonin ile zit iliski icindedir. Melatonin karanlikla tetiklenir, uykuya gecmemizi saglar ve onemli bir antioksidandir.

 

Nedenleri;

 

Yetersiz tuketim

Proteinlerin emilim bozuklugu bazen cinko ve su eksikligine bagli olabilir, her ikisi de midede proteinleri parcalayan hidroklorik asit yapiminda kullanilir.

Karacigerin duzenli calismamasi, mineral ve amino asit birlestiricilerinin bagirsakta emilebilmeleri icin safra icerisinde olmalidir.

 

Etkileri;

 

Uykusuzluk

Depresyon, huysuzluk

Anksiyete, panik atak

Migren

Huzursuz bacak 

Hiperaktivite

 

 

SINDIRIM SORUNLARI

Bu dengesizliklere ozellikle dikkat etmek gerekir. Ozumseme iyi   yapilamiyorsa besinlerden ve besin takviyelerinden gerekli olan ogeler emilemez.

 

YETERSIZ MIDE ASIDI

Aktivitesi dusuk mide, yeterli hidroklorik asidi ve sindirim icin gerekli enzimleri uretemez. Proteinleri parcalamaktan sorumlu olan Pepsin, sadece mide asidinde (hidroklorik asit) aktive olur. Hidroklorik asit midedeki paryetal hucreler tarafindan salgilanir, pepsinojeni pepsine donusturur (proteinin parcalanmasi) ve intrinsik faktoru aktive eder (B12 sindirimi)

Mide bosaldiktan sonra, duodenumdaki hucreler asit tetiklemesine karsilik(Secretin ve Cholycystokinin), pankreatin ve safra salgilar. Aktivitede yavaslama varsa, pankreatik kanal ve safra kanalindaki salgilarda da yavaslama olur. Sonuc olarak dusuk hidroklorik asit (mide asidi) dusuk pepsin, intrinsik faktoru, pankreatin ve safra salgisi dolayisyla dusuk protein, vitamin ve mineral emilimi anlamina gelir.

Yetersiz mide asidinin semptomlari, yuksek mide aside ile karistirilabilir, bu da antiasit kullanarak, semptomlarin daha da cogalmasina sebep olur.

Iyi isleyen bir sistemde mide, beyine uretilen mide asidinin sinyalini yollayarak karacigerinde ayni anda yeterli safra ureterek bu islemi desteklemesine ve  emulsiyon ve alkalize etmesine yardim etmesini ister. Mide ve karaciger arasindaki iliski bu yuzden onemlidir. Bu iliskinin dogru yurumemesi, proteinlerin, yaglarin ve karbonhidratlarin dogru sindirilmemesine ve dolayisiyla tatli krizlerine, gece atistirmalarina ve hipoglisemiye sebep olur.

Mide asidi yetersizliginde yiyecekler fermantasyon islemine girer. Yiyecekler duodenuma gectiginde, dusuk asit vardir. Bu da dusuk pankreatin ve safra uretilmesine, bu da yiyeceklerin asidik olmasina ve fermantasyona girmesine sebep olur. Bu islemden sonra ayrica asidik atiklar meydana gelir. Bu da sindirim sisteminin bundan sonraki kismi icin oldukca zarar vericidir. Aslinda bu asit, fazla aside neden olur, fazla hidroklorik asit degil.

 

Nedenleri;

 

Asiri kirmizi et, islenmis ve hazir gida, sut ve sut urunleri ve fast food tuketmek

Karbonatli, gazli icecekler tuketmek

Zayif yemek birlesimleri

Agir yemek ogunleri

Dusuk tuz tuketimi

Susuzluk

Antiasit kullanimi

Kahve ve nikotin transit zamanini hizlandirarak, gidalarin mideden cok cabuk bosalmasina neden olur.

Mikrodalga kullanimi da yiyeceklerin yapisini bozarak emilimi zorlastirir.

Midedeki hidroklorik asit uretimi yasla birlikte azalir, 40 yas uzeri insanlarda bu durum oldukca yaygindir, genc yaslarda ise hazir ve islenmis gida ve fast food cok tuketilmesi durumunda 

Stres de bu duruma yol acan onemli bir faktordur.

Mide, solar plexus cakrasi tarafindan yonetilir. Bu cakra bizim duygusal merkezimizdir. En cok korumaya ihtiyacimiz olan cakramizdir.

 

Etkileri;

 

Kalsiyum, magnezyum, krom, iyot, demir, manganez, potasyum, selenium ve cinko gibi minerallerin dusuk emilimi. Kalsiyum, demir ve cinko ozellile proteinle birlikte metabolize olmasi icin yeterli mide asidine ihtiyac duyar. 

Sizintili bagirsak sendromu, gaz ve siskinlik

Kotu nefes

Midede yanma hissi

Yemekten sonra agirlik hissi

Turnaklarda cizgi

Sekilsiz diski, diskida hazmedilmemis gida

Asit ve safra sterilize eder, yoklugunda parazit olusabilir

Dusuk mide aktivitesi kolonu etkiliyerek kabizliga sebep olur.

Alerjiler de bununla baglantili olabilir, sindirim enzimlerinin duzene girmesinden sonra cogu zaman alerjilerde de rahatlama olur.

Butun endokrin sistemi etkilenebilir, hidroklorik asit protein sindiriminin ve sonucunda meydana gelen amino asitler butun hormonlarin parcalarindandir.

Amino asitler butun enzimlerin yapitasi oldugu icin, dusuk mide asidi butun kimyasal reaksiyonlari etkiler

Dusuk mide aside ayrica bagisiklik sistemini etkiler, antikorlar protein bazlidir, hemoglobin hucreleri de dokulara oksijen tasir.

 

 

ASIRI MIDE ASIDI

 

Bu midenin cok fazla hidroklorik asit urettigini gosterir. Cogunlukla midede ve duodenumdaki fermentasyon sonucu olusan asittir. Bu da aslinda dusuk mide asidi ve safra demektir. Bazen ulser, ulser baslangici, gastrit veya mukozada lezyon da olabilir.

Bazen midenin cok asit urettigini belirlemek zor olabilir. Cogu insan midedeki lezyonlardan dolayi yanma hisseder ve bunu fazla mide asidi oldugunu dusunebilir.

Az veya cok mide asidi H.Pylori bakterisinin belirtisi de olabilir. Doktor tarafindan kontrol edilmelidir.

 

Nedenleri; 

 

H. Pylori bakterisi

Antiasit veya asprin kullanimi

Stres veya bobrekustu bezleri fonksiyon azligi

Yogun sut ve kirmizi et tuketimi, mide asidini azaltir

 

Etkileri;

 

Asit reflu

Yemekten 5-6 saat sonra olusan mide agrisi

Sikayetlerin stress ve endise ile artmasi

 

 

 

 

 

KARACIGER/ SAFRAKESESI

 

Agir ve tembel calisan karaciger ve safrakesesi, duodenuma yeterli safra gitmediginin isareti olabilir. Safranin gorevi yaglari kucuk molekullere ayristirmak ve boylece pankreatik lipazin uzerlerinde calismasina yardim etmektir. Safra kabizlik giderici bagirsak kayganlastiricidir, bakterileri sterilize eder. A, D, E ve K vitaminlerinin, esansiyel yag asitlerinin emilimi ve minerallerin absorbe olmasi icin gereklidir.

Karaciger vucudun filtre organidir. Ne kadar cok yag ve toksin alirsak o kadar zor calisir. 

Safra uretmek icin C vitamin, magnezyum, kolin ve cinko gereklidir.

 

Nedenleri;

 

Cok islenmis karbonhidrat tuketmek

Viral hepatit

Safrakesesi taslari ve safrakesesi operasyonu

Az mide aside

Yuksek miktarda yer fistigi, patlamis misir, misir cipsleri, kuru meyveler, paketli kahvalti gevrekler ve kuruyemis tuketmek

Sigara ve bazi ilaclar

Cevresel toksinler, ev ve bireysel temizlik urunleri

Yagli yiyecekler ve fast food tuketmek

Alkol, cok miktarda ve uzun sure tuketildiginde karacigerde siroza neden olabilir

Psikolojik olarak karaciger, ice atilmis ofke belirtisidir.

 

Etkileri;

 

Dusuk esansiyel yag asitleri ve hormonlar

Damarlarda plak

Adet oncesi sendromlari

Alkol veya sekere dusuk tolerans

Yagli yiyeceklerin bulanti ve bas agrisi yapmasi

Diskinin sari ve kokulu olmasi

Nefes kokusu ve vucut kokusu

Sogan, lahana, turp, salatalik gibi yiyeceklerin gaz ve siskinlik yapmasi

Burun ve alin civari yagli cilt 

Iyi calismayan karaciger ve safrakesesi, esansiyel yag asitlerinin sindirilmesini  ve yagda eriyen A, D, E ve K vitaminlerinin emilmesini engeller

Safrakesesi alinmis ise, duodenuma safra akisi duzensiz olur, az safra akisi kabizliga, bagirsak problemlerine ve kandida mantarina neden olabilir, cok safra akisi da sindirim problemlerine neden olabilir.

Hazmedilmemis yaglar ve mineraller bir form olusturur, kabizliga ve mineral eksikligine sebep olur

 

BAGIRSAKLARDA EMILIM BOZUKLUGU/KOLON

 

Bazi hastaliklarin sebebi tembel bagirsaklar olabilir, toksik atik olustururlar, bagirsaklar tarafindan disari atilamadigi icin, sistem tarafindan tekrar emilerek hastaliklara sebep olabilir

Kolon yeterli miktarda su ve lif oldugunda en iyi calisir. Bir yemegin bagirsaklardan disari atilmasi 12-24 saat arasindadir. Gunluk bagirsak hareketi efektif bir kolon hareketinin sonucu olmayabilir. Yavas transit zamani cok yaygindir.

Kolon problemleri en yaygin sindirim sorunudur. Bazi hastaliklarin sebebi vucuttan toksik maddelerin atilamayisi ve kendini zehirleme yuzunden olabilir. Bu yuzden butun sindirim sisteminin saglikli olmasi cok onemlidir.

Psikolojik olarak kolon problemleri vucuttan gelen mesajlara onem verilmedigini gosterir. Kendine guvensizlik ve onaylanma ihtiyaci en yuksek seviyededir.

 

Nedenleri;

 

Yetersiz lif tuketmek

Cok fazla islenmis gida, tatli, seker, un ve gluten tuketmek

Gizli gida alerjileri ve intoleranslari

Dusuk a,c,e ve b12 vitaminleri ve cinko, epitel onarim icin 

Susuzluk

Bagirsak florasinda bozulma

Yuksek miktarda sut, peynir, et ve yumurta tuketmek, ozellikle hormone ve antibiyotik kullanilarak yetistirilmis olanlari

Uzun zaman cozumlenmemis stress ve anksiyete problemleri

Kolit hipersensivite icerir, olaylara gereksiz tepki veya gidalara , viruslere ve strese asiri duyarli olmak

 

Etkileri;

 

Kolit, spastik kolon, ishal, hemoroii, diverkulit, apendisit, bagirsak polipleri, fisturler gibi kolon problemlerine yol acabilir

Zayif emilimden dolayi yetersiz vitamin ve mineral

Kabizlik, uzun zaman veya gunlerce bagirsak hareketi olmadiginda, toksinler zarar verecek yeterli zamana sahip olurlar. 

Saglikli bir kolon dengeli bagirsak florasiyla yakindan iliskilidir. Tikali bir kolonun neden oldugu bakteri yogunlugu candida mantarina sebep olabilir

Ureme sistemi dengesizlikleri de hasta bir kolondan sisteme gecen toksinler sebebiyle baslayabilir

Hasta bir kolon ayni zamanda parazitlerin yasamasi icinde ideal ortam olusturur, ozellikle hidroklorik asit azliginda ve zayif bagirsak florasi durumlarinda

 

 

LAKTIK BAKTERI/PROBIYOTIKLER

 

Laktik bakteri bagirsaklardaki bagisiklik sistemi icin onemlidir.

Ayrica bagirsak hareketlerini destekleyerek, zararli mikroorganizmalarin cogalmasini engelleyerek hazmi destekler.

Laktik bakteri, yogurt, kefir, tursu, zeytin gibi fermente edilmis yiyeceklerle saglanabilir.

 

Nedenleri;

 

Antibiyotikler

Steroitler

Kahve

Klorlu su

Stress

Dogum kontrol hapi bagirsaklari daha asidik yapar

 

Etkileri;

 

Hazimsizlik, yemeklerden sonra siskinlik

Tatli yiyeceklerden sonra bagirsaklarda gaz

Kabizlik veya ishal

Idrar yollari enfeksiyonu

Mantar, kandida

Ucuklar, agizda yara

 

 

FAZLALIKLAR

 

SEKER

 

Insan vucudu sadece dogal yiyecekleri hazmetmek icin dizayn edilmistir ve seker bunlarin icinde degildir. Sekerin bircok adi vardir; beyaz seker, esmer seker, misir surubu, bal, pekmez, agave surubu ve “ose” ile biten hersey.

Bunlarin hicbiri saglikli bir diyette olmamalidir. Bazilari arada bir tuketilebilir.

Bir cocuk gunde ortalama 27 cay kasigi seker tuketir. 1 kutu icecekte yaklasik 8-12 cay kasigi seker vardir.

Bir yetiskin yilda ortalama kendi agirligi kadar seker tuketir. Yani 80 kg luk bir kisi yilda yaklasik 80 kg seker tuketiyor. 1920 lerde bu miktar 2 kg idi.

 

Nedenleri;

 

Fazla tuketim

 

 

Etkileri

Dis curukleri

Fazla kilo

Asabiyet, hiperaktivite

Aserme, bagimliliklar

Candida, mantar

Tekrarlayan enfeksiyonlar

Yuksek kolesterol

Yuksek trigliserid

Safrakesesi veya bobrekte tas

 

 

SODYUM

 

Sodyum ve potasyum denge icinde olmalidir. Her ikisi de vucuttaki enerji transferi ile iliskilidir.

Islenmis gidalar cok fazla sodyum ve cok az potasyum icerdigi icin dengesizlik yaratarak, hipertansiyon, yuksek kan basinci ve odem gibi problemlere neden olurlar.

Fazla sodium tuketilmesi ayni zamanda bobrek ve bobrekustu bezlerinde baski yaratir.

Tuzlu seylere asermek dusuk bobrekustu faaliyetlerinin belirtisidir.

 

Nedenleri;

 

Islenmis ve paketli gida tuketmek

Sodium sonuclarindaki fazlalik tuketilen gidalarin dogal olmadiginin da gostergesidir. Taze islenmemis gidalar dogal olarak 7:1 potasyum:sodium oranina sahiptir.

 

Etkileri;

 

Yuksek tansiyon

Odem

Midede ulser

Titreme, nobet 

Asabiyet

Yogun susama veya yogun idrar

 

 

KAFEIN

 

Kafein icmeyen bazi insanlarda yine de kafeine hassasiyet cikabilir. Kafein iceren diger yiyecekler, cikolata gibi, dikkate alinmalidir.

Kahve iciliyor ise, 1 fincan kahve bile yuksek kortisol seviyeleri icin yeterlidir.

 

Etkileri;

 

Hipoglisemi, alerjiler, dusuk faaliyetli bobrekustu bezi, ureme organlari sorunlari, dusuk B ve C vitaminleri, dusuk mineral emilimi, ozellikle kalsiyum, magnezyum ve demir.

Yuksek tansiyon

Huzursuzluk, asabiyet, heyecan

Bulanti, kusma

Basagrisi

Kasilma, titreme

Uykusuzluk

Yogun idrar, mesane hassasiyeti

Duzensiz kalp atisi

Kulakta cinlama

Fibrokistik gogus

Diuretik, ve istah bastirici

Laksatif etki

 

KLOR

 

Klor, icme sularinda dezenfektan olarak kullanilir. Ayni zamanda tuzlarin icinde sodium klorur olarak kullanilir. Klor un ve sekerde beyazlatici olarak, dismacunlarinda, sanitasyon urunlerinde dezenfektan olarak ve kahveyi kafeinsiz duruma getirmek icin kullanilir.

Klor mide aidini notralize eder ve bagirsaklardaki iyi bakterileri yoke der.

Banyoda 20 dakika oturmak, 8 bardak klorlu su icerek aldiginiz klora esittir.

 

Nedenleri;

 

Temizlik urunleri

Temizlik bakim urunleri

Icilecek musluk suyundan, yuzerken veya banyo yaparken vucuda alinabilir.

 

Etkileri;

 

Kardiovaskuler problemler, yuksek tansiyon, damar tikanikligi, kanser

Dusuk

Zona, urtiker

Kansizlik

Dusuk mide asidi

Bagirsaklardaki iyi bakterileri yok ettigi icin, B12 eksikligine ve omurgada problemlere yol acabilir. (spina bifida)

 

 

 

FLORUR

 

 

Sentetik florur, aliminyum endustrisinin yan urunu, klor ile birlikte ictigimiz suyu ve cevre kirliligi yaratan bir maddedir. Bobrekler ve bagirsaktaki rahatsizliklari artirir, mesane kanserine ve tiroidin az calismasina neden olabilir. Dogal florur, saglikli disler ve kemikler icin gereklidir, dogal olarak besinlerde bulunur ve kemik erimesini onler. Fakat gunluk tuketimin 1 miligrami gecmemesi gerekir. 

Florur dis macunlarinda da bulunur. Su filtreleri kloru flitre eder fakat aliminyum ve floruru edemez. Floruru yuksek dozda tarimsal bir cevre kirliticidir, havada, suda ve su kaynaklarinda bulunur. Kimyasal olarak, arsenikten biraz daha az zehirlidir. 

 

Etkileri;

 

Bobrek sorunlarini artirir, bagirsak, kemik, tiroit, pankreas ve mesane kanserlerine yol acabilir, tiroidin az calismasina sebep olur. Protein ve A, C, D ve E vitaminlerine, iyota, kalsiyuma ve magnezyuma ihtiyac artar, agir metallerin toksisitesini artirir, radyasyon zararlarina duyarliligi artirir.

Epifiz bezinde kalsiyum tuzlarinin sertlesmesine sebep olur.

 

 

MAKRO MINERALLER

 

KALSIYUM 

 

Vucudumuzda en bol bulunan mineral kalsiyumdur, kemiklerin olusumu ve kemik erimesini onlemek icin, sinir aktarimi, kan pihtilasmasi ve spor sonrasi agrilardan kurtulmak icin gereklidir. Aritmileri, kas spazmlarini ve bobrek taslarini onlemek icin magnezyum ile birlikte alinmalidir. Saglikli tansiyon icin onemlidir.

 

Nedenleri;

 

Beslenme yoluyla eksik olarak almak

Yogun seker ve kolali icecek tuketmek

Fazla fosfor almak (kalsiyumu vucuttan atar) ve yetersiz D vitamin (emilimi icin gereklidir)

Kalsiyum emilimi, karaciger ve safrakesesinde emilim problemi varsa ve midede yetersiz hidroklorik asit oldugunda veya tiroit az calistiginda tehlikye girer.

Fiziksel ve emosyonel stress de yokluguna sebep olabilir.

Kalsiyum ve magnezyum azligi elele gidebilir, cunku magnezyum kalsiyumun emilimine yardimci olur.

Kalsiyum ile birlikte kafein alinirsa, vucut tarafindan emilimi zorlasir.

 

 

Etkileri;

 

Kirilgan ve cizgili tirnaklar

Eklem agrilari

Dislerde bozulmaya yatkinlik, diseti cekilmesi

Sinirlilik, asabiyet, huzursuzluk

Sese asiri duyarlilik

Kalp carpintilari

Kadinlarda, uzun ve agrili adet sancilari

Cocuklarda, yetersiz buyume

Uykusuzluk problemleri, ozellikle gece ortasinda bas gosteren

Kas kramplari, tikler, seyirmeler kalsiyum/magnezyum dengesizligini isaret eder

Hareketsiz bir yasam kemik erimesine davetiye cikarabilir

 

 

MAGNEZYUM 

 

Magnezyum da kalsiyum gibi onemli bir mineraldir. Kahve, alkol ve bazi ilaclar gibi diuretik etkisi olan seylerle kolaylikla vucuttan gider. Bazen fazla su icmek bile ayni etkiyi yapar.

Kalsiyum ile birlikte magnezyum da kas tonunu duzenlemeye yardimci olur. Kalbimizde kastan olustugu icin islevi icin magnezyum cok onemlidir.

Magnezyum anti-stres mineralidir. Iskelet kaslari, yumusak kaslar ve sindirim sistemi icin yatistirici etkiye sahiptir.

Optimal bir sekilde islev gormesi icin, kalsiyum, fosfor ve sodyum klorurle dengede olmalidir. Magnezyumun gorevleri arasinda enerji uretmek, yag ve protein sentezi, ure olusumu ve atilmasi, kas gevsetici ve kas sinirlerinin iletilmesi, tansiyon dusurmek vardir.

 

Nedenleri;

 

Uzun sure diuretic ilaclar kullanmak

Dogum kontrol hapi

Alkol ve sigara 

Yetersiz beslenme

Ishal

Hipertiroid

Bobrek hastaliklari

Antibiyotik kullanimi

Endise

Terlemek

Egzersiz

Travma

 

Etkileri;

 

Zayiflik

Kas spazmlari

Bacaklarda gece olsuan kas spazmlari

Anoreksi

Mide bulantisi

Sindirim sistemi rahatsizliklari

Yogun vucut kokusu

Sese asiri duyarlilik

Zayif koordinasyon

Cikolata yeme istegi

Uykusuzluk, hiperaktivite

El ve ayak vurma

Kardiyak aritmi

Eger bir kisi rahatlayamiyorsa, genellikle kalsiyum ve magnezyum eksikligi gorulur

Damarlar da kastan olusur, bu yuzden magnezyum eksikligi damar ceperlerine destek olamayacagi icin yuksek tansiyona sebep olabilir. Tansiyon ilaclari da magnezyum emilimini bloke eder.

 

 

POTASYUM 

 

Potasyum, sodyum ve klor gibi mineraller elektrolitlerdir. Elektrolitler suda cozunuldugunde elektrigi idare eden mineral tuzlardir. Potasyum bu yuzden sinir iletimleri (sinir sistemi), kas kasilmalari (kalp atisi)  icin onemlidir.

Hucre olusumunda onemli bir rolu vardir. Bobrek faaliyetlerini ve vucuttaki sivi dengesini de duzenleyen dogal bir diuretiktir. Potasyum hucresel ve elektriksel islevler icin cok onemlidir. 

Sodyum ile birlikte kanda ve dokulardaki asit-baz gengesini ve vucuttaki su dengesini korur. Amino asitlerden protein yapiminda rol alir. Glukoz ve glikojen metabolizmasinda glukozun glikojene cevrilmesinde aktif olarak gorev yapar. Kas yapimi icin gereklidir. Magnezyum hucrelerdeki potasyumu korumaya yardim eder. 

 

Nedenleri;

 

Terleme, stress, travma veya sok, fazla seker, kafein, alkol tuketimi nedeniyle vucuttan kolayca atilabilir

Vucudun susuz kalmasina neden olan ishal, kusma, kronik bobrek yetersizligi, oruc, diuretik kullanimi gibi seyler

Yasla birlikte vucuttaki potasyum miktari da duser

Stress ve kafein vucuttaki potasyum miktarini azaltir.

 

Etkileri ;

 

Egzersiz sonrasi eklem agrilari

Bileklerde veya ellerde sisme

Kabizlik

Yogun susama hissi

Kas zayifligi

Ajitasyon, huzursuzluk

Yuksek tansiyon

Potasyum yetersizligi buyume, ureme, kas gucu ve enerji durumunu etkileyebilir.

Yetersiz potasyum ayrica kalp fonksiyonlari icin onemlidir, duzensiz kalp atisina sebep olabilir.

 

DEMIR 

 

Demir, hemoglobin ve miyoglobin olusumunda ve hucrelere oksijen tasinmasinda buyuk onem tasir. Demir vucuttaki her hucrede protein ile birlikte bulunur. Enerji uretimine yardimci olur. Genelde genc adolesan kadinlarda eksikligi gorulur. Demir emilimi C vitamin ile birlikte artis gosterir.

 

Nedenleri;

 

Adet donemindeki kanamalar demir eksikliginin en buyuk sebebidir.

Mide kanamasi, ulser, hemoroit, parazitler veya kanser de azalmasina sebep olabilir.

Demir sindirmesi ve hucreler tarafindan emilimi zor bir mineraldir.

Yuksek oranda kafein, kola ve cikolata tuketmek demir ve kalsiyum emilimini azaltir.

Antibiyotik veya asprin kullanimi azalmasina sebep olabilir.

 

Etkileri;

 

Sebepsiz asermeler, hamilelikteki gibi

Cocuklarda hiper aktivite, kisa sureli dikkat, dusuk IQ

Yetiskinlerde enerjisizlik, konsantre olamama ve yorgunluk

Duzlesmis, kirilgan, cizgili tirnaklar

Anemi, dayaniksizlik

Buz ve soguk seylere aserme

 

 

MANGANEZ 

 

Manganez minerali enzim aksiyonlari icin katalizordur. Kolesterol ve esansiyel yag asitlerinin sentezlenmesi icin gereklidir. Proteinlerin hazmedilmesi, glukoz duzenlenmesi ve tiroid aktivitesi icin de gerekli bir mineraldir.

Ayni zamanda kemik olusumu ve dopaminin sentezi icin gereklidir.

Dusuk manganez minerali genellikle diger minerallerin de yoklugunu gosterebilir.

 

 

 

Nedenleri;

 

Gereken miktarda tuketmemek, genetic

Yuksek oranda kalsiyum ve fosfor, manganezin emilimini engeller. Cok sut tuketenler, karbonatli icecek tuketenler ve asiri et yiyenler ekstra manganez tuketmelidir.

Magnezyum, antiasitlerin icinde bulunur, manganez emilimini engelleyebilir.

Demir ise manganez ile ters korelasyon icindedir. Herhangi birinin fazlaligi digerini yok eder.

Cinko, kobalt ve soya proteini de manganez emilimini etkiler.

Manganez de bakir emilimini etkileyebilir.

 

Etkileri;

 

Atletik yaralanmalara yatkinlik, gergin diz ve dirsekler

Dusuk glukoz toleransi, fazla sekeri hucrelerden atamama

Dusuk manganez degerleri, zayif baglarla veya eklemlerde citlatma sesi yani zayif eklemlerle de ilgilidir

Manganez vucudun biyotin, B1 ve C vitamin ve kolin kullanabilmesi icin gerekli olan enzimleri active eder.

Yiyeceklerin ozellikle proteinlerin hazmedilmesi icin onemlidir

 

 

CINKO 

 

Cinko doku ve hucre olusumu, tat alma, yara iyilesmesi, insulin aktivitesi, hidroklorik asit uretimi, sindirim enzimleri ve cilt elastikiyeti ve tamiri icin gereklidir. Sac dokulmeleri ile de iliskilendirilir. Prostat, vucutta en cok cinko iceren yerdir. Cinko bagisiklik sistemini, alyuvarlarin fonksiyonlarini, T hucrellerinin yapimini ve yara iyilesmelerini destekler. 

Bir cok enzimdeki fonksiyonu nedeniyle, kimyasal detoks ve cevresel kimya atiklariyla savasir. Zinko beta karotenden A vitamin sentezlemesi icin gerekli bir mineraldir. Cinko, bakir seviyelerini baskilar, bu da kotu kolesterolu yukseltir. 

 

Nedenleri;

 

Cevresel ve kimyasal faktorlere maruz kalmak

Topraklarin cinko bakimdan yetersiz olusu

Fazla kalsiyum tuketmek, cinko emilimini azaltir.

Kadmiyum, gumus ve bakir vucuttan cinkonun atilmasini saglar.

Dogum kontrol haplari cinko alimini azaltir.

Cinko idrarla vucuttan atildigi icin, fazla alkol tuketmek de azalmasina sebep olabilir.

 

Etkileri;

 

Yara ve kesiklerin gec iyilesmesi

Sac ve tirnaklarin gec uzamasi

Koku veya tat kaybi

Grip, nezle ve enfeksiyonlara kolay yakalanmak

Kirilgan tirnaklar

Dilde beyaz tabaka

Erkeklerde, prostat problemleri, dusuk sperm sayisi

Cinko eksikliginin en yaygin belirtisi tirnaklardaki beyaz noktalardir.

Eksikliginin belirtileri koku ve tat almada azalma, zihinsel bozukluklar, anoreksi ve istah kaybi da olabilir

Atletler ve vejeteryanlarda da cinko eksikligi gorulebilir.

 

SULFUR

 

Karaciger tarafindan uretilen en onemli antioksidan, glutatyon uretimi icin de gereklidir.

 

Nedenleri;

 

Yuksek toksisite seviyeleri vucudun antioksidan ihtiyacini artirir

Karaciger faaliyetlerinin azalmasi

 

Etkileri;

 

Kuru cilt ve sac

Kirik veya kirilgan tirnaklar

Yaralarin yavas iyilesmesi

Eklem agrisi, hassasiyet veya sisme

Kas agrisi, bacak veya belde kramp

Diyabet, diyabete yatkinlik

Anksiyete veya depresyon

 

SILIKON

 

Dogada oksijenden sonra bulunan en bol elementtir, fakat genellikle gunluk olarak fazla tuketilmez

Kolajen , kemik ve bag doku olusumu, saglikli sac, tirnak, cilt ve kemik olusumunun erken safhalarinda kalsiyum emilimi icin gereklidir.

Kardiovaskuler hastaliklardan korunmada buyuk rol oynar

Aliminyumun vucuttaki etkilerini azaltir, Alzheimer ve kemik erimesinin onlenmesine yardimci olur

Bagisiklik sistemini destekler ve dokulardaki yaslanma etkilerini onler.

 

Nedenleri;

 

Toprakta ve beslenme sistemimizde yeterince bulunmamasi

Silikon degerleri yaslilikla birlikte dusmeye baslar, bu yuzden yasli insanlarin daha cok ihtiyaci vardir

Genetic olarak silikonu bagirsaklardan emilememesi

 

Etkileri;

 

Cildin erken yaslanmasi, cildin elastikiyetini kaybetmesi

Zayif ve dokulen saclar

Yumusak ve gucsuz tirnaklar

Gec gelisim ve iskelet gelisimi

 

 

MIKRO MINERALLER

 

IYOT 

 

Iyot tiroit hormonunun asil bileseni olarak da bilinir. Fakat kas, deri, iskelet yapisi ve endokrin sistemin diger faaliyetlerinde de onemli bir rol oynar.

Denizden gelen tum kaynaklarda bolca bulunur

Iyot ve merkur birbiriyle ters etkilesim  icindedir, birbirlerini yok etme kabiliyetine sahiptirler. Amalgam dolgulari olan insanlar iyot yoksunlugu veya hipotiroit problemleri icin risk altindadirlar.

 

Nedenleri;

 

Deniz urunleri ve deniz tuzunun az tuketilmesi

Bazi bolgelerde toprak iyot bakimindan zayif olabilir.

Iyot yoksunlugu hamilelerde fetuse zarar verebilir.

 

 

Etkileri;

 

Dusuk tiroit faaliyeti

Kuru sac, kirilgan tirnaklar

Yavas zihinsel reaksiyonlar

Yuksek kolesterol

Kalp carpintilari

Asabiyet

Fazla kilo

Yavas metabilizma

Kabizlik

Kistik gogus yapisi, fibrokistler

Dusuk tiroit faaliyeti ve dusuk iyot seviyeleri, karotenin A vitaminine ve ribonukleik asitin protein donusmesini, kolesterol sentezini ve karbonhidrat emilimini etkiler.

 

 

 

 

KROM 

 

Bu mineral insulin uretimi ve kan sekerinin duzenlenmesi icin gereklidir. Glukoz Tolerans Faktoru’nun esansiyel parcasidir, bu yuzden karbonhidrat metabolizmasi icin onemlidir fakat sadece kucuk miktarlarda ihtiyac duyulur. Fazlalik durumunda, krom insulin uretimini artirmak yerine engeller. Krom seviyeleri yasla birlikte dusme egilimi gosterir, bu yuzden yaslilikta ortaya cikan diyabetin ortaya cikma sebebi olabilir. Topraktaki minerallerin eksikligi yiyeceklerimizde daha az krom almamaiza sebep olabilir. Kromu gida takviyesi olarak almak, yag yakmaya degil ama kas almamiza yardimci oldugu icin yagsiz vucut kitlesini artirir. Kas almak da yag yakma poteansiyelini artirir. Krom son zamanlarda HDL degerlerinin artisini saglayarak kolesterol dusurmeye de yardimci oldugu gozlenmistir.

 

Nedenleri;

 

Sekerli ve islenmis gidalari fazla tuketmek kisileri krom eksikligi icin potansiyel haline getirir ve pankreasin duzensiz calismasina neden olabilir. Bu da diyabet veya hipoglisemiye yol acabilir

 

Etkileri;

 

Alkolu tolere edememek

Glukoz intoleransi, hipoglisemi, diyabet

Seker ve karbonhidratli yiyeceklere as ermek

Kromun fonksiyonu kan sekerini duzenlemek oldugu icin, eksikligi obezite ile iliskilendirilebilir.

Krom, kolin ve sirkulasyonda dusukluk var ise yuksek kolesterolle iliskilendirebilinir.

 

SELENYUM 

 

Bu mineral iyi bir antioksidandir. Selenyum  kalp hastaliklarinin, kanserin ve hucresel dejenerasyon onlenmesine yardimci olan glutatyon proksidazin bir bileskenidir. E vitamin ile birlikte uzun yasam ve ureme organlarini destekler. Erkekler sperm uretimi ve hareketliligi icin selenyuma daha cok ihtiyac duyar. 

Selenyum vucutta yag haric her yerde bulunur. En cok bulundugu yerler bobrekler, karaciger, kalp, dalaktir. Bizi metal zehirlenmelerine karsi da korur. Fazla selenyum almak dis kayiplarina, karaciger rahatsizliklarina ve kalp rahatsizliklarina neden olabilir. Embriyolardaki kemik gelisimini engelleyebilir.

 

Sebepleri;

 

Selenyum eksikligi genelde toprak ve sudaki yetersizlikten olusur.

 

Etkileri;

 

Zayif bagisiklik sistemi

Sac parlakliginda azalma

Kanser ve kalp hastalaiklarini engelleyebilme

Metal zahirlenmelerine karsi savasabilme

Erkeklerde ureme

 

 

 

YAGDA ERIYEN VITAMINLER

 

A VITAMINI

 

A vitamin karacigerde depolanan yagda eiyen bir vitamindir. 

Iki formda bulunur. Ilki A vitamin veya retinol, hayvansal kaynaklardan eldedilir. Ikincisi beta karoten bitkisel kaynaklardan elde edilir. Saglikli bir karaciger  3IU beta karoteni 1IU Avitaminine cevirir.

A vitemini epitel doku icin gereklidir. Ayrica goz sagligi, kemiklerin buyumesi, dis, sac ve cilt sagligi icin de gereklidir.

Beta karoten koyu yesil yaprakli sebzelerde, portakalda bulunur ve onemli bir antioksidandir.

 

Nedenleri;

 

Karaciger, safrakesesi veya pankreatik islevlerin yetersizligi

Yetersiz beslenme genellikle eksikligin en buyuk sebebidir

Diyabet hastalari ve hipotiroiti olanlar bata karoteni A vitaminine donusturemezler, aktif A vitaminine ihtiyac duyabilirler.

A vitamin emilimi alkol, E vitamin eksikligi, kortizonlu ilaclar, fazla demir alimi ve egzersiz ile azalir.

 

Etkileri;

 

Soguk alginligi ve enfeksiyonlara yatkinlik

Zayif gece gorusu

Kuru ve kasintili cilt

Kol arkasindaki sivilceler

Karanlik odaya girildiginde gorusun uyum saglayamamasi

Kuru gozler, goz enfeksiyonlari, konjuktivit

Sinus problemleri

Kulak, agiz ve tukuruk bezlerinde apse

Kuru ve kirilgan sac

Akne, sihay nokta

Bobrek, mesane enfeksiyonlari, idrar esnasinda yanma ve kasinma

 

 

 

 

D VITAMINI 

 

D vitamin vucudumuzda vitamin ve hormon olarak iki gorev yapar cunku vucudumuz gunes isiginin cildimize yaptigi aksiyonla d vitamini uretir.

D vitaminiin iki ana gorevi vardir. Bagirsaklarda kalsiyum ve fosfor emilimini artirir ve kemiklerde kalsifikasyon ve mineralizasyonu regule eder.

 

Sebepleri;

 

Kapali ortamlarda ve gunes isigindan uzak kalmak

Az calisan mide ve dusuk mide aside, karaciger ve safrakesesi fonksiyon bozuklugu d vitamin emilimini azaltabilir

D vitamin emilimi ve metabolizmasindaki bozukluklar genellikle en onemli sebebidir.

Kalitim da rol oynayabilir.

 

Etkileri;

 

D vitamin, kalsiyum ve magnezyumu solusyonda tutarak kemiklerde emilmesine yardimci olur.

Rasitizm, kemik yumusamasi, kemik erimesi

Dis curumesi

Kas kramplari

Asabiyet ve uykusuzluk

Agiz ve bogazda yanma

Zayif kemik gelisimi

Yogun dis curumesi, dis kirilmasi

Eklem agrilari, kemik agrilari

Miyop

Sinirlilik

Kabizlik

 

 

E VITAMINI

 

A ve C vitaminleri ve selenyum ile birlikte E vitamin de guclu bir antioksidandir.

E vitamin Kadin ve erkekte seks hormonlarinin uretimi icin gereklidir. 

E vitamin kalp hastaliklarinin onlenmesinde de yardimci olabilir.

E vitamin yagda eriyen bir vitamin oldugu icin emilimi safra ve pankreatik sivilarin salgilanmasina baglidir. Ikisinin de yetersizligi E vitamin eksikligine sebep olabilir. Diyabetikler icin E vitamini cok onemlidir.

 

Nedenleri;

 

Yetersiz karaciger ve safra kesesi islevi

Pankreas problemleri, diyabet

Sinir hasari, kas gucsuzlugu, colyak hastaligi, sistik fibroz ve diger metabolic bozukluklar eksikligin sebebi olabilir.

 

Etkileri;

 

Ureme sistemlerinde hasar

Erken yaslanma

Bazi anemi turleri

Kalp hastaliklari

Kas zayifligi, guzsuzlugu

Zayif koordinasyon

Sac dokulmesi ve kirilmasi

Kan pihtilari

Yaglar icin emilim bozuklugu

Kadinlarda adet rahatsizliklari

Erkeklerde dusuk libido, iktidarsizlik

 

 

SUDA ERIYEN VITAMINLER

 

B1 VITAMINI (Tiamin) 

 

B1 Vitamini, dolasim sistemini destekleyicidir. Ayrica hidroklorik asit, kan uretimi ve karbonhidrat metabolizmasina yardimci olur.

Enerji uretiminde ve glukoz metabolizmasinda anahtar goreve sahiptir.

Sinir sagligi ve sinir sisteminde onem tasir cunku asetilkolin uretimine yardimci olur (norotransmitter)

B1 vitamini olamazsa sinirler enflamasyona daha yatkin olur

Ayrica mide, bagirsak ve kalp kaslari yapilanmasi icin de gereklidir.

 

Sebepleri;

 

Yogun yag ve seker tuketmek

Yogun fiziksel egzersiz

Alkolizm, diyet ve oruc tutmak

B1 ayrica nikotin, caydaki tanin ve pisirme ile de azalir

Ilac kullanimi da B1 vitaminine ihtiyaci artirabilir

 

 

Etkileri;

 

Ciltte ignelenme hissi

Sindirim sistemi problemleri, az mide aside, kabizlik ve enflamasyon

Yorgunluk, depresyon

Beriberi hastaligi

Alkol ve bazi ilaclar emilimini azaltabilir

 

B2 VITAMINI (Riboflavin) 

 

B2 Vitamini kan olusumu, enerji uretimi, hucresel fonksiyonlar ve hucre buyumesi icin gereklidir. Riboflavin yag ve karbobhidrat metabolizmasi icin de elzemdir. Ayrica gozun islevi icin gereklidir. B2 Vitamini isiya, asit ve oksidasyona B1 vitamininden daha dayaniklidir.

 

Nedenleri;

 

Beslenmede yetersiz tuketim

 

Etkileri;

 

Agiz icinde enflamasyon

Agiz koselerinde catlaklar

Dermatit

Sinirsel bozukluklar

 

 

B3 VITAMINI (Niasin) 

 

B3 Vitamini enerji ve hucre butunlugu icin gereklidir ve dolasima destek olur, kolesterolu dusurur. Sinir sisteminde buyuk rol oynar, sizofreni ve diger zihinsel hastaliklarin iyilestirilmesinde etkilidir. Niacin cilt sagligini ve sindirim sistemini dokularini destekler. B3 Vitamini isiya, isiga, havaya, asit ve alkali ortamlara en dayanikli vitamindir. Niacin amino asit triptofandan elde edilebilir.

 

Nedenleri;

 

Yetersiz beslenme ve emilim

 

Etkileri;

 

Zayiflik, yorgunluk ve hazimsizlik

Cildin isiga duyarliligi, cildin isikla temas ettigi yerlerde kizariklik ve sonrasinda deride kalinlasma ve sertlesme

Kolesterolu dusurme, diyabet ve artirit B3 ve diger B vitaminlerinin eksikliginden kaynaklanabilir.

Eksikligi dermatit, demans ve ishal, uykusuzluk, duygusal dengesizlik ve huzursuzluga sebep olabilir.

 

Oneriler;

 

Islenmis ve hazir gidalardan uzak durum

Iyi kalite proteinler size yeterli miktarda B vitamin saglar. Ciger, kirmizi et, bira mayasi, balik, yumurta, yer fistigi, tavuk ve hindi, avakado, hurma, incir, erik, deniz urunleri

Niasin gida takviyesi olarak kolesterolu dusurmeye yardimci olur

 

 

B5 VITAMINI (Pantotenik Asit) 

 

Pantotenik asit en onemli stress savascisidir. Eger dogal ve taze besleniyorsaniz her gidada bulabilirsiniz. Karbonhidrat, protein ve yaglarin metabolizmasina onemli yer oynar. Kolin ile birlikte kolesterol, safra ve steroid hormonlari yapiminda yer alir. Bobrekustu bezlerini destekler ve genellikle ikisinde birden eksiklik hissedilir. Alerjiler, bas agrilari, artirit, uykusuzluk, astim ve enfeksiyonlar B5 vitamini kullanilarak tedavi edilebilir.

 

Nedenleri;

 

Stres en onemli etkendir.

Yogun seker tuketimi de eksikligine sebep olur, cunku bobrekustu bezlerini strese sokar

 

Etkileri;

 

Yorgunluk

Kardiyovaskuler ve sindirim sistemi problemleri

Ust solunum yollari enfeksiyonlari

Depresyon

Eklemlerde hissizlik ve uyusukluk

Boyun tutulmasi ve agrisi

Bagisiklik sistemi bozukluklari

Oantotenik asit dengesizliginde bobrekustu bezleri daha az calisir, bu da alerjilere, adet oncesi sendromuna, kandidaya, hipoglisemiye ve tiroit problemlerine yol acabilir.

 

B6 VITAMINI (Pyridoksin) 

 

B6 Vitamini protein metabolizmasinda ve bazi amino asit reaksiyonlarinda onemli rol oynar. Alyuvarlarin sentezlenmesine, lipid ve karbonhidrat metabolizmasina yardimci olur. Kadinlarda hormonlarin dengelenmesi ve su dengesi icin gereklidir, dogal bir diuretiktir.

Vucutta estrojen arttikca B6 vitamini ihtiyaci da artar

B6 vitamini serotonin uretimini artirir. Serotonin bize durtulerimizi kontrol etmemizi ve hayir deme kabiliyetini saglar. 

Hucre ici magnezyum dengesini koruak icin B6 gereklidir. Ayrica kas yapmayi ve kilo kaybetmeye yardimci olur.

 

 

Nedenleri;

 

Yetersiz beslenme

Yiyecekleri fazla pisirmek ve saklama kosullari

Dogum kontrol hapi veya estrojen iceren ilaclar

Gida boyalari, ilaclar, alkol, fazla protein, B6 emilimini baskilar

 

Etkileri;

 

Adet oncesi sendromlari

Odem

Sinirsel dengesizlikler

Karpal tunel sendromu

Hamilelerde sabah bulantisi

Yaslilarda, hamilelerde, MS hastaligi veya bagisiklik sistemi ile baglantili hastaliklarda, alkolizmde, astimda, peptic ulserde ve krons hastaliginda B6 Vitamini degerlerine dikkat edilmelidir.

 

 

BIOTIN 

 

Genellikle diger B vitaminleri ile birlikte, bebeklerde ve cocuklarda dermatit ve egzema icin kullanilir. Kas agrilari ve bagirsak mantarlarinin tedavisinde de yardimi olur. Biotin karbonhidrat, protein ve yag asitlerinin metabolizmasini etkiler.  Yag asitlerinin sentezlenmesi ve yag uretimi icin gereklidir.

Cinko eksikliginin etkilerini gidermek, saglikli sac ve cilt icin de onemlidir. Erkeklerde sac dokulmesine yardimci olabilir.

Biotin genellikle yag metabolizmasini dengelemek, yag yakimina yardim etmek ve diyabetik hastalarda sekeri dusurmek icin de kullanilir.

 

Nedenleri;

 

Beslenme ile biotin uretmek biraz zor olmasina ragmen, bagirsaklarimizdaki iyi bakteriler biotin uretir.

Cig yumurta ve uzun sureli antibiyotik kullanimi biotinin emilimini engeller

 

Etkileri;

 

Yorgunluk

Kas agrilari

Bulanti

Dermatit

Istah kahbi

Yuksek kolesterol

Kuru cily ve sac dokulmasi

 

B12 VITAMINI (kobalamin) 

 

 

B12 vitamini bagirsaklardaki bakteriler tarafindan uretilir, fakat hala ne kadarini bu yolla kullanabildigimizi bilemiyoruz. Bu demektir ki vejeteryanlarda B12 vitamini eksikligi gorulebilir, ozellikle beslenme kaliplari bugday, gluten, sut urunleri ve peynir iceriyorsa.

Midede bulnan pariatel hucreler B12 emilimi icin Intirinsik Faktoru adi verilen bir enzim uretirler. Diger B vitaminleri gibi sinir siteminde onemli rol oynar. B12 vitamini karacigerde, bobreklerde ve diger dokularda depolanir. Dolasim icin ve bobrekustu bezi DHEA hormonu uretimi icin elzemdir.

Eksikligi cok yavas ortaya cikar. Melatonin uretimi icin gereklidir.

 

Nedenleri;

 

Yetersiz beslenme

Yaslilarda hazim ve emilim bozuklugu

Kalsiyum yetersizligi B12 emilimini etkiler

 

Etkileri;

 

El ve ayaklarda koordinasyon bozuklugu

Hafiza kaybi, saskinlik, huysuzluk

Yorgunluk ve depresyon, cogunlukla zihinsel bir hastalikla karistirilir.

Uzun suren B12 eksikligi anemiye yol acar.

 

FOLIK ASIT (Folat) 

 

 

Ekstra folik asit eksikligi meydana gelmeden 6 -9 ay oncesine yetecek kadar karacigerde depolanir. Folik asit eksikligi en yaygin gorulen eksikliktir. Folik asit ve B12 vitamini hucresel bolunme icin cok gereklidir ve DNA mutasyonuna karsi koruma saglar. Her ikisinin de eksiklik belirtileri aynidir. Folik asit amino asit sentezinde onemli bir katalizordur.

Bu vitamin beyin icin iyi bir besindir ve enerji ve alyuvar uretimine yardimci olur. Folik asit cocuk sahibi olmak isteyen kadinlar icin ozellikle onemlidir, fetusun sinir hucreleri uretimi icin elzemdir, ozellikle ilk 6 haftada

Folik asit saglikli beyin islevleri icin B12 vitamini ile birlikte depresyon ve anksiyetiye tedavisi icin kullanilir.

 

 

Nedenleri;

 

Yetersiz beslenme

Yetersiz emilim ve anormal metabolizma

Stress

Dogum kontrol hapi kullanimi

 

Etkileri;

 

Anemi

Depresyon

Akne

Kalp hastaliklari

Dusuk bagisiklik sistemi

Adet oncesi sendromu

Dogum anomalileri

 

 

C VITAMINI (askorbik asit ) 

 

Suda eriyen bu vitaminin yararlari sayisizdir ve en onemli antioksidanlardan biridir. Vucut tarafindan uretilemedigi icin disardan alinmalidir.

Stres, hava kirliligi, sigara C vitaminine olan ihtiyaci artirir. Boyle durumda gunluk 2,000 mg ve her sigara icin 100mg ekstra alinmasi gerekir.

C Vitamini kuvvetli bir antihistamin ve antioksidandir, enflamasyona ve mantarlara karsi savasir.

Ayrica kolajen olusumunu destekler, kaslarin, kan hucrelerinin ve dokularinin butunlugunu korumasina yardimci olur. Yaralarin iyilesmesini hizlandirir. Amino asit metabolizmasina ve hormone sentezlenmesine yardim eder.

Demirin emilimini artirir. C vitamin ayrica detoksa yardimci olur.

 

Nedenleri;

 

Yetersiz beslenme

Stres

Receteli ilaclar, sigara, alkol ve serbest radikal ureten diger cevre kirleticileri

 

Etkileri;

 

Yavas iyilesen yaralar, kolayca morarma, kolayca enfeksiyona yakalanmak

Tirnak etlerinin kolayca yirtilmasi

Dayaniksizlik, kolayca yorulmak

Burun kanamasi

Kilcal damar kanamalari

Yuzde siskinlik

Huzursuzluk

Anemi

Yogun sac kaybi

Erken cilt yaslanmasi

 

 

 

 

 

DIGER BESINLER

 

KOLIN 

 

Kolin ve Inositol, B vitamin olarak adlandirilabilir. Vucutta yag metabolizmasini sagladiklari icin lipotropik vitamin olarak degerlendirilirler. Kolin hafiza vitamin olarak da bilinir, norotransmitter asetilkolinin onemli bir parcasidir. Kolin sinir iletimi, karaciger ve safrakesesi, kolesterol metabolizmasi icin elzemdir. Kolin olmasa karacigerdeki yaglar depo olarak kalir ve metabolizmayi bloke eder.

Amino asit glisin sentezlenerek kolin elde edilir.

 

Nedenleri;

 

Zayif sindirim ve emilim

Uzun sureli ilac kullanimi

Seker ve hayvansal yaglarin cok tuketimi

 

Etkileri;

 

Kolin ve B12 eksikligi, alzhaymer ve Parkinson hastaligi ile bagdastirilir, her ikisi de sinir sistemini etkiler.

Yuksek kolesterole sebep olur

Krom, kolin ve dolasimda problem oldugunda genellikle kardiyovaskuler problemlere isaret eder.

Kolin eksikligi karacigerdeki toksinlerden dolati hepatit ve siroz ile de baglantilidir

 

BIOFLAVINOIDLER

 

Yogun antioksidan ve metal cozuculeridir. Bitkilerin kendini parazit ve bakterilerden korumak icin olusturdugu kimyasal bilesimlerdir. Meyve, sebze, baharat, kuruyemis ve cicekler 4,000den fazla flavonoid icerir. Meyve ve sebzelerdeki bazi flavinoidler vitamin A,C ,E ve beta karaton’den daha yuksek yogunluga sahiptir. Flavinoidler, antioksidan vitaminlerin oksidasyon etkilerinden korurlar.

 

Nedenleri;

 

Yeterli miktarda sebze ve meyve tuketmemek

 

Etkileri;

 

Disetleri, burun ve kesiklerin kolayca kanamasi

Kolayca morarmak

Ciltte kirmizi kucuk lekeler

Hemoroid

Enflame olmus ve sismis eklemler

Kadinlarda dusuk, uzun ve sancili menstrual periodlar

 

 

AGIR METAL VE TOKSINLER

 

ALIMINYUM

 

Aliminyumun organik hali dogada heryerde mevcuttur ve insanlar icin zararlidir. Insan vucudunda hicbir sekilde olmamalidir.

Fakat aliminyum malesef guzellik urunlerinde ve gida urunlerinde kullanilmaktadir.Aliminyum ayrica mutfak malzemeleri yapiminda kullanildigindan, isiyla birlikte yemeklere bulasabilir.

Aliminyumdan zehirlenme riski yeterli kalsiyum alimiyla engellenir.

 

Etkileri;

 

Deride sertlesme

Yogun terleme

Bulanti, kusma istegi

Kabizlik arkasindan basgosteren bas agrisi

Kol ve bacaklarda uyusma ve his kaybi

Zayif hafiza

 

KADMIYUM

 

Kadmiyum da aliminyum gibi uzun bir sure vucutta depolanabilir. Kadmiyum vucuttaki cinko depolarini baskilar. Cinko eksikligi gorulen insanlarda kadmiyum oranlari artar. Yeterli cinko depolari kadmiyumun dokulara yapacagi zarari engeller.

 

Nedenleri;

 

Sigara icmek

Egzos dumanlari

Su borulari, kahve, cay, komus kullanimi, deniz urunleri

 

Etkileri;

 

Yuksek tansiyon

Tuhaf koku

Anemi

Eklem agrisi

Sac dokulmesi, istah kaybi

Bobrek hastaliklari

Prostat problemleri

 

 

 

 

BAKIR 

 

Bakir vucudumuzda sinirler, kemik, kan ve doku olusmasi icin gereklidir. Eksikligi kansizliga neden olabilir. Genelde eksikliginden cok fazliligi gorulur.

 

Nedenleri;

 

Ikinci el sigara

Et ile bulasma

Bocek oldurucu ilaclar

Pastorize sut

Bakir caydanlik ve borular

Dogum kontrol hapi kullanmak veya hamilelikte estrojen hormone artisiyla birlikte bakir da artabilir

Icme sularinda yosunlanmayi engellemek icin bakir sulfat kullanilir

 

Etkileri;

 

Duygusal problemler, davranis bozuklugu, guygu gecisleri, depresyon

Nefrit

Sizofreni

Egzema

Sinir sisteminde agir hasar

Hemolitik anemi

Dogum kontrol haplari, sigara ve alkol cinko depolarini bosaltarak, vucutta bakir artisina sebep olur.

 

KURSUN

 

Agir metallerden kursun en toksik mineraldir ve en yogun bulasici ozelligi olan elementtir. Kursun genellikle kemiklerde depolanir. Bu ayni zamanda merkur icin de gecerlidir. Bu iki agir metal de kalsiyum ozelliklerini tasidigi icin, vucutta kalsiyum oldugu hissini uyandirabilirler. Herhangi bir travma yada sok kemiklerde depolanmis kursun ve merkurun vucuda salinmasina neden olur. Bu metaller kolayca fetuse plasentaya ulasir veya emzirme yoluya bebege gecebilir.

 

 

Nedenleri;

 

Egzos dumani, sigara dumani, endustriyel artiklar

Kursun sarapta da bulunabilir

Iyi firinlanmamis seramik malzemelerden yiyeceklere bulasabilir.

Sac urunleri

Eskimis boyalar

Teneke kutular

 

Etkileri;

 

Asbiyet, huzursuzluk

Anksiyete, depresyon

El titremesi, zayif koordinasyon

Kabizlik

Anemi

Karin agrisi veya kramplari

Enfeksiyon ve soguk alginligina dayaniksizlik

Bas donmesi

Soluk beniz

Cocuklarda ve yetiskinlerde hiperaktivite

Kusma

Felc, kasilma, nobet

Kisirlik

Anormal sinir ve beyin fonksiyonlari

 

CIVA

 

Civa cevrel olarak maruz kaldigimiz en zehirli elementlerden biridir. Civa de kemiklerde depolanir. Kursun gibi, herhangi bir sok ve travma civanin vucuda salinmasina neden olur. Plasenta icindeki fetus ve emzirme donemindeki bebek icin tehlike yaratir.

 

Nedenleri;

 

En onemli kaynak amalgam dolgulardir.

Camasir yumusaticilarinda, kozmetiklerde, tattoo boyalarinda, ahsap koruyucularinda ve plastic malzemelerde bulunur.

Bazi tahillar metil merkur klor maddesiyle beyazlatilir.

Endustiriyel atiklar, icitigimiz sular, ciftlikte yetismis somon baligi merkur icerigine sahip olabilir. Aslinda butun baliklarda degisen oranlarda merkur bulunur.

 

Etkileri;

 

Tiroitin yetersiz calismasina ve vucuttan iyot atilmasina sebep olur

Bobrek ve karaciger hasarina, alyuvar miktarinda dengesizlige neden olabilir.

Kan testlerinde alyuvar sayisi dusuk gozukebilir.

Uykusuzluk

Bas donmesi

Yorgunluk, zayiflik

Depresyon, hafiza kaybi

Dermatit, sac dokulmesi

Nobet, zayif koordinasyon

Dis eti enflamasyonu

Konusma ve guzen kaybi

Yuksek tansiyon

Diyabetik yatkinlik

Agizda metal tadi

Asermeler

Yuz ve sirt agrisi

 

 

GLANDULER (BEZE) DENGESIZLIKLER

 

 

BOBREKUSTU BEZININ AZ CALISMASI

 

Az calisan bobrekustu bezi genellikle az calisan mide ile baglantilidir.

Stres genelde ikisini de etkiler.

Bobrekustu bezi genellikle fiziksel, duygusal ve fizyolojik strese karsi tepki verir. Stress savas yada kac sendromuna neden olur, bu da adrenokortikol hormone salgilanmasina neden olur.

Gunluk hayatimizda siklikla savas yada kac pozisyonunda kaldigimizdan, bu surekli olarak bobrekustu bezlerinden adrenal salgilanmasina ve bu bezlerin yorgunluguna sebep olur. Buna yorgunluk, uykusuzluk, sindirim sistemi sorunlari, huzursuzluk, depresyon, kalp hastaliklari, adet oncesi sendromu, menapoz sendromu eslik eder.

 

Sebepleri;

 

Destekleyen vitaminlerin yetersizligi; C vitamin, pantotenik asit (Vitamin B3), potasyum, B12 ve E vitamin, kolin

Yogun seker ve islenmis gida tuketmek

Alkol, seker, nikotin, kafein gecici olarak semptonleri gizleyebilir, fakat aslinda durumu daha da kotuye goturur.

 

Etkileri;

 

Isiga, gunes isigina ve parlak isiklara hassasiyet

Stress altinda agriyan bogazda gerginlik veya siskinlik

Stresle bas edememe

Soguk ter atma

Stresli zamanlarda ses yukselmesi

Aniden gelen sesten rahatsiz olma

Yanliz olmayi tercih etme

Tansiyon dalgalanmalari, bazen cok dusuk olmasi

Mukemmelci

Sikayetleri goz ardi etmek

Is endiseleri

Alerjiler

Rahatlamada zorluk

Duygusal uzuntulerin asiri yorgunluk yaratmasi

Tuz icin asermek

Yogun terlemek

Boyun, bas ve omuz tutulmasi

Ayaga kalkildiginda tansiyon dusmesi

 

 

 

 

BOBREKUSTU BEZININ COK CALISMASI

 

Bobrekustu bezleri genelde az islev gostermeden once stresten dolayi yogun bir sekilde calisir. Bu semptom da az calisan bobrekustu bezi gibi degerlendirilmelidir.

 

UREME ORGANLARI

 

Bu bolumdeki yuksek skorlar erkekler icin idrar probleri yaratan prostat buyumesi ile iliskilendirelibilir. Prostat buyumesi cinko eksikligi, kadmiyum oranlari, yuksek oranlardaki estrojen ve zenoestrojenlere baglidir, bunlar da testislerin korelmesine neden olarak dusuk sperm sayisina, kucuk penise prostat ve testis kanserine yol acabilir.

Testesteron bir erkek hormonudur. Seksuel karakterlerin buyumesine yardim eder. Normal seksuel davranis icin gereklidir. Ayrica karaciger, kaslar ve bobreklerdeki protein kullanimini destekler ve yag yakimini artirir ve proteinlerin parcalanmasini yavaslatir. Testesteron ayrica kadin ve erkekte bobrekustu kabugu tarafindan da uretilir.

Kadinlar icin bu bolum uremeyi, hormonlari, menapozu isaret eder.

Bu bolumdeki yuksek skorlar kadinlar icin menapoza dayali hormone degisimleri ile iliskilendirilir. Menapoz kadinlarda ortayaslardaki ureme fonksiyonlarinin sonuna geldigini gosteren bir gecis donemidir. Ortalama 51 yasinda baslar ve 6-7 yil surer. Bu zaman suresince yumurtaliklar estrojen ve progesteron uretimini yavaslatmaya baslar. Vucut bu az uretim ile bas etmeye calisirken asabiyet, ates basmasi, uykusuzluk ve gece terlemeleri gibi menapoza ozel semptomlar gostermeye baslar.

Estrojen, estradiol ve estriol olarak bilinen kadin yumurtalik hormonudur. Testesterona parallel en yakin hormondur. Estrojen seks durtulerini ve alim gucunu, kemiklerdeki kalsiyum oranini etkileyen tiroit tarafindan salgilanan kalsitonini etkiler. Bu hormonlar ayrica hipotalamusu, hipofiz on lobunu, tiroti, timusu, cildi ve sinir sistemini de etkiler. Eger estrojen takviye edilmesi tercih edildiyse ve ailede gogus kanseri gecmisi varsa, bioidentikal formunda ve estriol formunda olani secilmelidir.

Estrojenler normalden fazla oldugunda anormal hucre buyumesine sebep olurlar. Vucutun su tutmasina ve yaglanmasina sebep olurlar. 

Erkeklerdeki estrojen yogunlugu, prostat buyumesine, idrar problemlerine, iktidarsizliga, depresyona, yorgunluga ve hizli kilo artisina sebep olur. 

 

 

Estrojen hormonu fazlaligi nedenleri;

 

Karaciger fonsiyonunda bozukluk

Cinko eksekligi

Obezite

Cok alkol almak

Ilaclarla alinan estrojen dengesizligi

Estrojen uretimini artiran yiyecekler veya cevresel faktorler

 

Progesteron yumurtaliklarda uretilir, dollenmeyi ve endometriyumun kalinlasmasini destekler, bu yuzden siklusun son doneminde ve hamilelikte en yogun seviyesine ulasir. Saglikli ve normal progesterone seviyesi vucutta su dengesini duzenlemeye  ve yag yakimina yardimci olarak kilo vermeyi kolaylastirir. Progesteron azligi yumurtlamanin azalmasina ve adet donemlerinin bozulmasina yol acar. Progesterondan etkilenen organlar bobrekustu kabugu, hipotalamus, bobrekler, gogus dokusu, rahim, vajina ve dol yatagidir.

Surekli strese maruz kalmak ve sigara icmek menapozu hizlandirir. Stres bobrekustu bezlerinden kortizol salgilanmasina yol acar, kortizol savas veya kac durumunda salgilanan bir kimyasaldir. Kortisol yapmak icin gerekli olan vitamin ve mineraller magnezyum, cinko ve B6 vitaminidir. Bunlar ayni zamanda progesterone da yaparlar. Vucut rezervleri ayirir ve kendini korumaya alir bu yuzden savas durumunda potansiyel olarak cocuk yapmak icin guvenli olmayan bolge mesajini verir. Stres, beden ve zihin olarak surekli savas durumunda olmak, sagliksiz beslenme secimleri anovulatar (fallop tuplerinden yumurta gonderilmemesi) duruma yol acar. Sonuc erken menapoz olabilir.

 

 

BOBREK/MESANE

 

Bu organlar idrar sistemini olusturur. Bobrek filtre ederek bosaltma, mesane ise gecici depolama ve disari atilmasini saglar. Bobrekler karacigere kani filtre etmesine yardimci olarak amino asitlerin cozulmesiyle olusan ureyi vucuttan atar. Ayni zamanda bobrekler faydali organic minerallerin yeniden filtre edilerek emilimini saglar. Normal bir bobrek fonksiyonu filterasyon, emilim ve salgilamadan olusur.

En yaygin problem bobrek taslaridir. Genel kaninin aksine bu taslar fazla kalsiyum sonucu degil eksik magnezyum sebebiyle meydana gelir. Magnezyum kalsiyumu cozulebilir hale getirir. Burada bir dengesizlik oldugunda beslenme duzenindeki kalsiyum-magnezyum oranina goz atmak gerekir. Ayrica seker tuketmek de tas olusumunu hizlandirabilir.

 

 

PANKREAS

 

Pankreasin asil gorevi kandaki glukoz oranlarini insulin ve glucagon ureterek regule etmektir. Pankreas ayni zamanda pankreatin, lipaz, amilaz ve proteaz gibi bazi onemli sindirim enzimleri uretir. Bu enzimler olmadiginda hazimsizlik, siskinlik ve gaz sikayetleri artar. Pankreasin bu enzimleri yeterli derecede uretememesi bagisiklik sistemini etkiler (timus) cunku bazi alyuvarlar pankreatin enzimini depolar ve acil hallerde pankreasin yardimina yollar. Bu demektir ki, alyuvarlar enfeksiyonlarla savasmak olan asil gorevlerini yerine getiremeyecekler.

Pankreatine ek olarak, mideden dudenuma gelen kimusu (hazmedilmemis yiyecek) alkalize etmesine yardimci olmak icin pankreas bikarbonat uretir ve salgilar. Bikarbonatin ana bileseni sudur bu yuzden mide ceperinin ve duodenumun susuz kalabilir ve asit iyi korunmamis ceperleri negative etkiler.

Pankreas hassas bir organdir. Pankreasin islev gormemesi sonucu diyabet, seker hastaligi ortaya cikar, bu da daha ciddi kronik hastaliklara yol acar. 

Pankreasin dusuk fonksiyonu hipoglisemi, dusuk mide aktivitesi, karaciger/safrakesesi, protein emilimi ve cinko eksikligi ile baglantilidir.

 

Nedenleri;

 

Yogun karbobhidrat tuketimi

Krom eksikligi

Karacigerde seker dengesizligi

Travma ve sok sonrasi veya alkol kullanimi ile olusan Pankreatit

 

 

TIROID BEZININ AZ CALISMASI (Hipotiroit)

 

Tiroid bezinin yetersiz calismasi yaygin gorulen bir durumdur. Bu konudaki bir teori serbest radikallere surekli maruz kalmanin ve radyosyonun neden oldugu felaketlerin insan sagligi uzerindeki olumsuz etkisidir.

Tiroid bezinin buyuklugu kisiye gore degisir. Gorevi tiroid hormonlarinin sentezi, depolanmasi, tiroid hormonlarinin salgilanmasi ve regulasyonudur, Bu hormonlar hucre zarini gecebildigi icin neredeyse vucuttaki tum hucreleri etkiler. Tiroid hormonlari oksijen tuketimini, enerji tuketimini ve vucut sicakligini etkiler. Kalp atisini hizlandirarak kasilmaya ve tansiyona etki eder. Alyuvarlarin olusumunu ve diger endokrin dokularinin aktivitelerini destekler. 

Tiroidin aktivitesi direk olarak vucut isisiyla orantilidir. Saglikli biyokimyasal reaksiyonlar icin 37C vucut isisi gereklidir. Bu derecenin alti veya ustu, kimyasal ileticilerin seklini degistirerek baglanip aktive etmeleri gereken alici bolgelere uyum saglamazlar.

 

Sebepleri;

 

Tiroid bezinin yetersiz calismasi iyot ve selenyum eksikligine baglidir. Ayrica asiri civa iyotu etkisiz hale getirir. Bobrekustu bezleri, ureme organlari, hipofiz bezi gibi diger endokrin sistemlerini de etkiler.

Bazen tiroid bezi, hipofiz bezi bobrekustu bezlerini, yumurtaliklari ve pankreasi destekledigi ve sinyal gonderemedigi icin az calisir.

 

Etkileri;

 

Halsizlik, motivasyon eksikligi, cansiz ve kuru sac, sac dokulmesi, dusuk vucut sicakligi

Sabahlari kaslarin yorgun olmasi

Uzun sure uykudan sonra bile dinlenememis olmak

Kalp atisinin duzensizligi

Sabah bulantisi

Sabahlari daha yavas hareket edip, sonra hizlanmak

Seyehat bulantisi

Sabah veya asagi yukari hareket edildiginde bas donmesi

Soguk el ve ayak, soguk iklime dayaniksizlik

Kuru ve pullanmis cilt

Uykusuzluk, huzursuzluk ve uyku bozuklugu

Zayif hafiza, unutkanlik

Egzersize zayif duyarlilik

Hipoglisemi

Yuksek kolestrol, goz kapaklarinda kolesterol 

Kabizlik, gunluk 1 kereden az

Kolayca dagilmak ve aglamak

Dusuk libido

Kolayca kilo alip zor kilo vermek

Topuklarda catlama

Tikali sinusler

Dusuk tansiyon

Dusuk vucut isisi

Tekrarlanan enfeksiyonlar

Basagrisi

Yuzde ve gozlerde sislik

Ellerde ve bileklerde siskinlik

Kisa sureli depresyon, ozellikle menapoz doneminde

 

 

TIROIT BEZININ ASIRI FAALIYETI (Hipertroit)

Tiroit hormonlari asiri miktarda uretildiginde hipertiroit meydana gelir. 

 

Etkileri;

 

Dakikada 90dan fazla kalp atisi

Carpinti

El titremesi

Guclu enerji sonrasi olusan halsizlik

Hizli ve duzensiz konusma

Disa cikik gozler

Ilik ve nemli cilt

Huzursuzluk, sinir, asabiyet, hiperaktivite ve uykusuzluk

Asiri bagirsak faaliyeti, ishal

Egzersiz sonrasi yogun terleme

Normal oda sicakliginda terleme ve sicak basmasi

 

 

 

HIPOFIZ BEZI

 

Hipofiz bezi, endokrin sistemin ana bezesidir. Karisik bir geribildirim sistemiyle, yumurtalik, pankreas, bobrekustu bezi, tiroit, paratiroit, beyin epifizi gibi hormon salgilayan organlara hormon dagitimini kontrol eder.

Bu bolumdeki sorunlar genellikle asiri yorgunluk veya menapoz degisiklikleri ile ilgilidir. Dogru beslenmeye iyi cevap verir.

Hipofiz bezi gozden cikan optik sinirlerin uzerinde, on ve arka olmak uzere iki tanedir. Ikisi de farkli hormonlar salgilar. Hipotalamus tarafindan kontol edilir, kan akisi yoluyla sinir sistemine mesaj iletir. Bu mesajlar sicaklik, duygular, uyku, savunma mekanizmasi, susuzluk, seks ihtiyaci ve aclik ile ilgilidir. Bu fonksiyonlardan herhangi birinde bozulma oldugunda, hipofiz bezi hormonlarin salgilanmasi icin sinyal verir. Bu hormonlar kanda hedef bolgelerine ulasana kadar ilerler. Hedef bolge baska bir endokrin bezi veya gogus, yumurtalik veya bobrek gibi spesifik bir organ olabilir.

Hipofiz bezi stres belirtisi gosterdiginde genellikle endokrin organlardan biri uzun suredir stress altindadir. Belirtiyi en son hipofiz bezi gosterir. Bu noktada butun endokrin system uzerindeki stresi azaltmak en iyi caredir.

 

Nedenleri;

 

Elektrikli aletlerden yayilan elektromanyetik radyasyon, uyurken cep telefonu, bilgisayar, tablet gibi seylere yakin olmak

Bolgesel stress

Bireysel ihtiyaclari goz ardi edip kendini beslememek

 

Etkileri;

 

Sol kucuk parmakta agri

Boynun sol tarafinda agri

Belden yukari veya belden asagi fazla kilolu olmak

Goz alti da olmak uzere vucutta odem

Soguk el veya ayak veya vucut

Tembellik veya iktidarsizlik

Basin yanlizca bir tarafini etkileyen basagrisi

Yogun idrar

Adetlerin sona ermesi

Hipofiz bezini etkileyen duygular; yetersiz ve control cikmislik hissi, degisken ve huzursuz tabiat

 

TIMUS

 

Timus, gogus kemiginin hemen arkasinda yer alir ve normal bagisiklik sistem savunmasinin gelismesi ve korunmasi icin bazi hormonlar uretir. Bagisiklik sisteminin ana merkezidir. Timus tarafindan yapilan en onemli hormon Timozin’dir. Bu hormone lenfositlerin bagisiklik sistemi icin cok onemli olan alyuvarlarin gelisimini ve olgunlasmasini destekler.

Timus bezi cocuklukta daha buyuktur fakat ergenlikten sonra kuculmeye baslar. Kuculme bagisiklik sistemine yapilan ataklar ve yogun kullanim sonucu olabilir.

 

Nedenleri;

 

Yetersiz beslenme ve sindirim sorunlari timus bezini etkiler. Bagisiklik sistemi icin beslenmenin onemi goz ardi edilemez.

 

Etkileri;

 

Kronik grip ve viral enfeksiyonlar

Saman nezlesi, alerjiler alerjik rinit

Astim, egzama

Koltukalti, kasik ve burun etlerinin sismesi

Bogazda sislik hissi

Omuz hizasinda boyunun her iki tarafinda agri

Duzensiz kalp atisi

Kronik yastan daha fazla gozukmek

Timus bezi optimal bir sekilde calismadiginda bagisiklik sistemi alerjiler, az calisan mide, A, C, E vitamin eksikligi, cinko ve iyot eksikligi ile kendini gosterebilir.

 

 

METABOLIK SISTEM DENGESIZLIKLERI

 

ALERJILER

 

Alerjiler bagisiklik sistemi bozuklugudur. Vucudun alerjenlere gosterdigi uygunsuz ve siddetli tepkilerdir. Yiyecek alerjileri yiyeceklerdeki protein gosterilen bagisiklik sistemi tepkileridir.

Gida sensitiviteleri ve intoleransi da alerji sinifina giren diger problemlerdir. Beden sisteminin bas edebileceginden daha fazla yemek bunlara yol acabilir. Gida intoleransi ilgili sindirim enziminin uretilmesini etkileyen genetic bir yatkinliktan da kaynaklanabilir.

Gercek allerjik reaksiyonlar solunum yolu, sindirim sistemi ve ciltte gorulur. Semptomlari ishal, kusma, sisme, ciltte yanma ve kasinma, urtiker ve solunum guclugu olabilir.

Beslenmeyi duzenlemek, sut, bugday, cikolata, yumurta, portakal, misir, yer fistigi, patates, seker, deniz urunleri, domates, dana eti, cilek gibi alerjenleri yememek, yemek gunlugu tutmak, suphe edilen yiyecekleri birer birer beslenme duzenine sokmak alerjilerle bas etmeye fayda saglar.

Az calisan mide, zayif karaciger fonksiyonu, yogun calisan kolon alerjenlerin kana karismasini saglayarak alerjileri tetikleyebilir.

 

Etkileri;

 

Sabahlari dinlenmemis olarak uyanmak

Dinlenmekle gecmeyen yorgunluk

Goz altlarinda siskinlik ve koyu renkli halkalar

Spastik kolon, kolit, irritabl bagirsak sendromu

Kronik sikayetler

Yuksek tansiyon

Istemsiz idrar

Boyundaki lenf bezlerinin siskinligi

Uykusuzluk, uyku bozukluklari

Asiri terleme

Odem

Kas spazmlari, kas agrilari

Agrili, tutuk ve sismis eklemler

Depresyon, huzursuzluk

Sinus ataklari

Kolayca soguk alginligina yakalanmak

Bronsit veya zaturre gecirmis olmak

Hiper aktivite

Kabizlik veya ishal

Kilo dalgalanmalari

Egzema, dermatit, isilik, sedef

Idrar yollari enfeksiyonu

Saman nezlesi ve hapsirma ataklari

Kuru burun yollari

Burun akmasi, burun tikanmasi

Yuzde siskinlik

Bronsiyel astim

Migren

 

 

SINIR SISTEMI

 

Sinir sistemi, organ sistemleri icinde en onemli ve kompleks sistemdir. 

 

Sebepleri;

 

Destekleyici besinlerin eksikligi

Negatif elektromanyetik dalgalarin etkisine acik olmasi

 

 

 

Etkileri;

 

El veya ayak titremesi

Cift gorme

Yavas konusma

Huzursuzluk ve sabirsizlik

Fiziksel bir is yaparken guc kaybi

Kolay sinirlenmek

 

 

 

DOLASIM

 

Ateroskleroz, kolesterol cokeltileri ile damarlarin daralmasi ve dolasim bozuklugu sonucu meydana gelir. Bir cok problem bu kondisyon sonucu olusur, koroner damar hastaliklari, iskemia (kalbe az kan pompalanmasi), anjin, kalp krizi, felc ve thrombosis gibi.

Dolasim bozukluklari problemleri beslenmeye cok iyi cevap verir. Bozulma durdurulabilir hatta geri dondurulebilir.

Bu bolumdeki kucuk bir dengesizlige bile onem verilmelidir. Ozellikle de beraberinde kolin ve krom eksikligi sonucu olusan sekere ve karbonhidratlara aserme varsa.

 

Nedenleri;

 

Serbest radikal zarari ve antioksidan eksikligi

Enflamasyon

Susuzluk

Dusuk magnezyum

Yuksek homosistein seviyeleri

Zayif beslenme ve transyaglar

Genetic

 

Etkileri;

 

El ve ayak parmaklarinin soguk olmasi

Kol ve bacak uyusmasi

Kol ve bacaklarda hissizlik

Yazi yazarken ele kramp girmesi

Kulak memesinde kirisiklik

Bacaklarda kisa yuruyus ile olusan kramp veya agri

Hafiza zayiflamasi

Bileklerde siskinlik

Uzun sureli oksuruk

Nefes almada zorluk

Gece iki kereden fazla idrar

Yuksek tansiyon

Iktidarsizlik veya frijite

Egzersiz sonrasi olusan gogus agrisi

 

 

 

HIPOGLISEMI

 

Sebepleri;

 

Hipoglisemi yogun olarak seker ve karbonhidrat tuketmekten kaynaklanir. Genellikle dogru diyet ile kontrol edilebilir.

 

Etkileri;

 

Hipoglisemi cok karbonhidrat tuketildiginde yogun calisan ve insulin dogru regule edemeyen pankreas ile baglantilidir

Bobrekustu bezleriyle baglantilidir, fazla seker tuketildiginde calismasi savaslar, adet ocesi sendromu hipoglisemi ile artabilir

Kandida mantari icin de bir faktordur, mantarlar hazmedilmemis seker ve karbonhidrat ile beslenir ve bu gidalara asermeyi yogunlastirir. Eger tatli krizleriniz ile basedemiyorsaniz sebep olarak, kandida, alerjiler ve hipoglisemiyi de dusunmelisiniz

 

 

BAGIRSAK PARAZITLERI

 

 

Bu bolumdeki yuksek skor bagirsaklarin amip, parazit gibi tek hucreliler veya bagirsak solucanlari tarafindan istila edildigini gosterebilir.

 

Etkileri;

 

Yabanci bir olkeye seyahat edildiginde olusan ishal veya karinda sislik veya kramp

Aciklanamayan hazimsizlik, gaz veya siskinlik

Ciltte sebepsiz isilik, leke veya kirmizi halkalar olusmasi

Bagirsak sisteminde sebepsiz yere olusan spazm, yanma veya kramp

Yiyecek veya cevresel alerjiler

Sik sik gorulen soguk alginligi, grip veya akut hastaliklar

Istah acikligi

Gece artan anal kasintilar

Kilo kaybi veya kilo alamama

Bagirsak hareketlerinde degisiklik

 

 

 

 

 

PREMENSTURAL SENDROM

 

Premenstural sendrom, seks hormone seviyelerindeki degisikligin ic organ sistemlerini etkilemesi olarak tanimlanabilir

PMS, kadin mensturel siklusa dayali fiziksel ve psikolojik semptomlarin tamamidir

 

Sebepleri;

 

Adet oncesi sendromu her ay belirli zamanlarda ortaya cikan problemlerdir

Esansiyel yag asitleri seviyesinin dusuk olmasina, E ve B6 vitamini dusuklugune, hipotiroite, alerjilere ve hipoglisemiye bagli olabilir

Cok tuzlu, islenmis gidalar, trans yaglar ve fazla alkol tuketimi

Kandida ile belirtiler artar

 

Etkileri;

 

Adet doneminden once fiziksel ve psikolojik birtakim degisimler olur

Odem, goguslerde siskinlik, bas agrisi, kabizlik, bel agrisi, ve genel siskinlik

Psikoljik olarak huzursuzluk, anksiyete, uykusuzluk ve depresyon

Akne, eklem ve kas agrisi, cilt bozukluklarinin daha da artmasi, solunum problemleri

Gecici kilo problemleri ve istahta artis, asermeler

 

KANDIDA

 

Kandida bagirsaklardaki maya mantarinin yogun sekilde artmasidir. Genellikle beslenmenin az lif icermesi veya fazla islenmis gida tuketilmesi ile olusur. Kandida kisinin kimyasal duyarliligini artirabilir, candida tarafindan uretilen bazi toksinler alkol, asetildehayd ve karbonmomoksittir.

 

Nedenleri;

 

Kandida genellikle yogun antibiyotik kullanan genclerde daha cok gorulur. Antibiyotikler bagirsaklardaki iyi bakterileri yoke der ve mantarin cogalmasina yol acar.

Mantar bagirsaklara yerlestiginde ceperinden sizarak kana karisir ve diger organlari etkilemeye baslar.

Antibiyotik ve dogum kontrol hapi kullanimi

 

Etkileri;

 

Bagisiklik sistemi istilaci alerjenlere histamine salgilar ve klasik alerji belirtileri gosterir.

Seker, alkol ve ekmege asermek

Tatli veya meyve yedikten sonra olusan hazimsizlik

Parfum, sigara ve kimyasallara reaksiyon

Alkole intolerans

Ishal veya kabizlik

Rektal kasinti veya idrar yollari enfeksiyonu

Dilde beyaz tabaka

Kronik bogaz agrisi veya kasinti

Sebepsiz yere kotu hissetme

Zihinsel bosluk hissi

Sedef, urtiker veya cilt dokuntusu

Anksiyete vera depresyon

Yorgunluk

Tirnaklarda mantar

Fermente gidalara intolerans

Kadinlarda adet oncesi sendromu, kramplar, vajinal akinti, yanma, kasinti, endometris, fibroitler

Erkeklerde prostat problemleri, iktidarsizlik, peniste veya kasikta kasinti

×
Beslenme Dönüşüm Programı
Bu program kisaca butunsel olarak ruh, zihin ve beden'in dogal yollardan dengelenmesidir. Birlikte gecirecegimiz 4,8 veya 12 hafta icinde, dogru beslenmenin yollarini ve hayatimiza etkisini ogrenecegiz. Haftalik bulusmalarimiz bir terapi, egitim ve uygulama seansi olacak. Kucuk...
Beslenme Dönüşüm Programı

Bu program kisaca butunsel olarak ruh, zihin ve beden'in dogal yollardan dengelenmesidir.

Birlikte gecirecegimiz 4,8 veya 12 hafta icinde, dogru beslenmenin yollarini ve hayatimiza etkisini ogrenecegiz.

Haftalik bulusmalarimiz bir terapi, egitim ve uygulama seansi olacak. Kucuk adimlarla birlikte ilerleyecegiz.

Bu sure sonunda sagliginiza kavusacak ve hayatinizi bu cizgi uzerinde nasil surdureceginizi ogrenmis olacaksiniz.

Size yolladigim Beslenme Anketi’ni doldurduktan sonra ilk bulusmamiz bilgi alma ve sizi tanimama imkan saglayacak olan, birlikte rotamizi belirleyecegimiz 2 saatlik bir seanstir. Bu seansta semptom analizi, yasam stili analizi ve diyet analizi yapilir. Kan testi, ve diger test sonuclariniz, anket sonucunuz, diyet gunlugunuz de goz onunde bulundurarak size ozel Protokol olusturulduktan sonra, artik değişim vakti... Bu protokolde haftalik diyet listeniz, gunluk rutin uygulamalari ve gida takviyeleri tavsiyeleri bulunur.

Ayrica her hafta karsilikli gorusup daha neler yapabiliriz, hayatinizi nasil kolay hale getirebiliriz, neler ekleyebiliriz sorularina cevap arayacagiz.

1 Aylik Beslenme Terapisi

Bu program daha cok spesifik hastaliklara onlemeye veya tedavisine ve vucudu dengeye getirmeye yardimci olmaya odaklanir. Sedef, Kandida, Reflu gibi

2 Aylik Beslenme Terapisi

Bu program saglikli kilo verme ile birlikte diyabet, kolesterol, yuksek tansiyon gibi hastaliklara cozum bulmaya yardimci olur.

3 Aylik Beslenme Terapisi

Bu program yogun kilo verme ihtiyaci icindekiler icin uygundur, gereginde uzatilarak kisinin kendini iyi hissedecegi kiloya inmesine destek olur.

10 Gunluk Detoks Programi

Mevsim gecislerinde hissedilen yorgunluk ve bitkinligi sona erdirmek, daha canli ve saglikli hissetmek, hizla forma girmek icin hazirlanan program ayrica odem atmaya da destek olur.

Online Danismanlik

Tum programlar ayrica skype yada telefonla surdurulebilir. Ozellikle zamani az olan, sehir disi veya ulke disinda yasayanlar icin ayni sistem olusturulabilir.

×
Beslenme Anketi
Beslenme Anketi Nedir? Beslenme anketi beslenme dengesizliklerini analiz etmek icin altiyuzden fazla semptomu inceler. Kisiye ozel olarak hangi gida takviyelerini almaniz gerektigi, ve saglikli bir yasam icin hangi onerileri uygulamaniz gerektigi konusunda size detayli bir rapor...
Beslenme Anketi

Beslenme Anketi Nedir?

Beslenme anketi beslenme dengesizliklerini analiz etmek icin altiyuzden fazla semptomu inceler. Kisiye ozel olarak hangi gida takviyelerini almaniz gerektigi, ve saglikli bir yasam icin hangi onerileri uygulamaniz gerektigi konusunda size detayli bir rapor sunar.

Beslenme anketi 750 sorudan olusur. Dogru veya yanlis cevap yoktur. Kisileri kategorize etme gibi bir amaci yoktur. 

Skoru degerlendirirken sonuc olarak yesil, sari ve kirmizi renklerden olusan bir grafik ortaya cikar. 

Kirmizi renk, neredeyse hemen hemen, sari renk muhtemelen  beslenme dengesizliginin oldugunu bildirir. Yesil renk ise sonucun belki beslenme dengesizliginden olabilecegini soyler.

Beslenme anketi kisinin kendine ozel parmak izi gibidir. Bedeninizde butun cevaplar mevcuttur. Herhangi bir hastalik tanisi konulmadan once, semptomlar gostermeye baslar. Semptomoloji bize bedensel isaretleri ve kok sebeplerini yorumlar.

Anket kisiye bedenini dinlemeyi ve semptom ve eksiklikler konusunda care bulmasi icin yol gosterir.

×
BMI Hesaplama
Vücut Kitle Endeksi nedir? Vücut kitle endeksi yetişkin bir insanın kilosunun boyuna göre normal olup olmadığını gösteren bir parametredir. Aşağıda görülen Vücut Kitle Endeksi (VKE veya VKİ) tablosunda kilogram cinsinden kilonuz ve metre cinsin...
BMI Hesaplama

Vücut Kitle Endeksi nedir?

Vücut kitle endeksi yetişkin bir insanın kilosunun boyuna göre normal olup olmadığını gösteren bir parametredir. Aşağıda görülen Vücut Kitle Endeksi (VKE veya VKİ) tablosunda kilogram cinsinden kilonuz ve metre cinsinden boyunuzun kesiştiği noktanın içinde bulunduğu alan kilonuzun ideal olup olmadını öğrenebilirsiniz. Eğer mevcut kilonuz ideal kilonuzun altında ya da üstünde ise bu kiloya ulaşabilmek için izlenecek yol, kısa sürede fazla miktarda kilo kaybetmek ya da almak değil, sağlıklı kilo kaybını/kazancını sağlamak ve bu kiloyu uzun dönemde korumaktır.

Vücut Kitle Endeksi nasıl hesaplanır?

Vücut kitle endeksi, vücut ağırlığınızın boy uzunluğunuzun karesine bölünmesi ile elde edilir. Sonuç olarak elde edilen değer yani beden kitle endeksi aşağıdaki aralıklarda değerlendirilir.

0-18.4: Zayıf

Boyunuza göre uygun ağırlıkta olmadığınızı, zayıf olduğunuzu gösterir. Zayıflık, bazı hastalıklar için risk oluşturan ve istenmeyen bir durumdur. Boyunuza uygun ağırlığa erişmeniz için yeterli ve dengeli beslenmeli, beslenme alışkanlıklarınızı geliştirmeye özen göstermelisiniz.

18.5-24.9: Normal

Boyunuza göre uygun ağırlıkta olduğunuzu gösterir. Yeterli ve dengeli beslenerek ve düzenli fiziksel aktivite yaparak bu ağırlığınızı korumaya özen gösteriniz.

25.0-29.9: Fazla Kilolu

Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu gösterir. Fazla kilolu olma durumu gerekli önlemler alınmadığı takdirde pek çok hastalık için risk faktörü olan obeziteye (şişmanlık) yol açar.

30.0-34.9: Şişman (Obez) - I. Sınıf

Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu bir başka deyişle şişman olduğunuzun bir göstergesidir. Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon v.b. kronik hastalıklar için risk faktörüdür. Bir sağlık kuruluşuna başvurarak hekim / diyetisyen kontrolünde zayıflayarak normal ağırlığa inmeniz sağlığınız açısından çok önemlidir. Lütfen, sağlık kuruluşuna başvurunuz.

35.0-44.9: Şişman (Obez) - II. Sınıf

Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu bir başka deyişle şişman olduğunuzun bir göstergesidir. Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon v.b. kronik hastalıklar için risk faktörüdür. Bir sağlık kuruluşuna başvurarak hekim / diyetisyen kontrolünde zayıflayarak normal ağırlığa inmeniz sağlığınız açısından çok önemlidir. Lütfen, sağlık kuruluşuna başvurunuz.

45.0 ve üstü: Aşırı Şişman (Aşırı Obez) - III. Sınıf

Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu bir başka deyişle şişman olduğunuzun bir göstergesidir. Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon v.b. kronik hastalıklar için risk faktörüdür. Bir sağlık kuruluşuna başvurarak hekim / diyetisyen kontrolünde zayıflayarak normal ağırlığa inmeniz sağlığınız açısından çok önemlidir. Lütfen, sağlık kuruluşuna başvurunuz.

×
MEDİTASYON

Meditasyon nedir?

Meditasyon yapmak, genel inanışa göre sessiz sakin olmak ve farkındalığı arttırmak için bilinçli olmayan sadece zihni izleme amacli bir çaba gibi görünmektedir. Ancak bu terim standart ya da tekbiçimli olmayan çok sayıdaki farklı uygulamaların genel adıdır. Oldukça hareketli olan, açık bilinçli düzeyde yapılan veya fiziksel sağlık ve tedavi amacıyla yapılan meditasyonlar da mevcuttur. Dini inançlardan bağımsız olarak meditasyon bir başka düzeydeki gerçekliği algılamayı sağlayabilir. Meditasyon ister bir dua, ister derin, mistik bir düşünce ve bilinç durumu veya fiziksel ve psikolojik sağlık kazanma arayışı olarak yapılsın, bu başka düzeydeki gerçeklik farkındaliği kişisel olgunlaşma ve gelişim olarak tezahür eder. Varlığı hissetmekle, insanın içinde ve çevresinde olan bitenlerle yoğun bir biçimde ilişkiye geçmektir

Meditasyon Teknikleri

Tüm meditasyon teknikleri, gündelik bilinç halinin gerçek farkındalığa dönüştürülmesini sağlayan manevi bir aracı yöntem olarak adlandırılabilir. Bu yöntem vasıtasıyla, şimdiye kadar yaşanmış olan şeyler geride bırakılır, kişi özellikle beklentilerden, geçmişteki öznel anlam yüklü yaşanmışlıklardan ve gelecekle ilgili planlardan meditasyon sayesinde arınır. Çoğu meditasyon tekniği, gerçek farkındalığı ve kökten rahatlamayı eşzamanlı mümkün kılarak bilinçli olma durumuna ulaşılmasını sağlar. Meditasyon teknikleri başlıca iki grupta toplanabilir:

• Sakin oturma teknikleriyle uygulanan pasif (sadece zihinsel anlamda) olan meditasyon teknikleri

• Sesli konuşmalar ve müzik eşliğinde dikkati toplamayı sağlayan, bedensel hareketlerle yapılan aktif meditasyon teknikleri

Her iki meditasyon tekniği de hem aktif olarak dikkat toplamayı hem de pasif olarak gevşemeyi, pasif olma durumunu kapsar. Genellikle meditasyon denilince akla pasif meditasyon şekli gelir. Bu formun kullanımı daha yaygındır.

Meditasyonun Faydalari

Düzenli yapılan meditasyonun rahatlatıcı etkisi vardır ve Batı ülkeleri tipta meditasyonun rahatlatmak amaçlı kullanılabileceğini kabul eder. Meditasyonun etkileri, beyin dalgaları değişiminde nörolojik olarak ölçülmüştür. Meditasyon yaparken kalp atışları yavaşlar, nefes alıp verme düzenli hale gelir ve kaslardaki gerginlik azalır.

Artık meditasyonun yüksek kan basıncını ve stresi azalttığı hastalar üzerinde yapılan deneyler sonucu kesin olarak kanıtlanmıştır. Buna ek olarak; sağlıklı insanlar da Yoga gibi meditatif faaliyetlerle yüksek kan basıncını, kalp ritimlerini ve kolesterol seviyelerini düzenleyebilmektedir. 

Kişinin meditasyonda hissettiği neşe konumu o kadar derin ve tatmin edicidir ki, kişi herhangi bir başka etkiye bakmaz, kişi sadece kendi iyiliği için meditasyon yapar. Aynı zamanda, meditasyonun yaşamımızın her alanında pozitif bir etkisi vardır. Nedeni, belli bir tür meditasyonu yapan bir kişinin sübtil sistemi (cakralari ve enerji kanalları) temizlenir ve dengeye gelir ve böylece bütün yaşam dengeye gelir ve mutluluk ve huzurla dolar. Meditasyonun en basit etkisi, sağlığın düzelmesidir. 

Ancak burada, meditasyonun bir tedavi tekniği olmadığını ya da alternatif tıp olmadığını vurgulamak önemlidir. Her şey çok basittir: sağlıklı olmak için, kişi sağlıklı bir yaşam sürmelidir. Ancak, "sağlıklı yaşam" sadece uygun fiziksel koşullar demek değildir, daha derin anlamda çakraları temiz tutmaya yardım eden bir yaşam şeklidir. Ve meditasyonun yaptığı kesinlikle budur. Çakralar bir kez temiz olduğu zaman, baktıkları kontrol ettikleri organlara yeterli enerjiyi sağlarlar. Ve böylece, organlar sağlıklı hale gelir ve fiziksel rahatsızlıklar kaybolur. 

SPOR

İnsanlar hareket ederler. Bu, yaşamsal bir ihtiyaçtır. Basit egzersizden her tür spor etkinliğine değin yapılan her tür hareket etkinliği fiziksel aktivite kapsamında yer alır ve düzenli hareket etmek, sağlıklı gelişim ve sağlığın korunması için yapılması gereken vazgeçilmezler arasında yer alır. Fiziksel aktivite, spor, egzersiz demek, kilolarca ağırlığı kaldırmak değildir! Birçoğumuz fiziksel aktivite denildiğinde, ölürcesine koşmayı ya da bir spor salonunda ağırlıkların altında ezildiğimizi düşünürüz. Oysa formda kalmak için ağır fiziksel egzersizler yapmak zorunda değiliz. Aksine birçok araştırma, koşmak yerine, hızlı bir tempoyla yürümenin daha iyi olduğunu vurgulamaktadır.

Kalbi korumak için hareket edin. Düzenli hareket eden bireylerde, kandaki iyi kolesterol (HDL) düzeyi yükselirken, kötü kolesterol (LDL) düzeyi azalmakta ve aynı zamanda kan basıncı normal seviyelerde seyretmektedir. Bu nedenle, düzenli fiziksel aktivite özellikle kalp-damar hastalıklarından ölüm riskini azaltmaktadır. 

Kanserden korunmak için hareket edin. Düzenli fiziksel aktivite, özellikle kalın barsak kanserinin önlenmesinde etkilidir. Yapılan çalışmalar fiziksel aktivite ile meme, yumurtalık, prostat ve testis kanserleri arasında ilişki olduğunu da vurgulamaktadır.

Kemikleri korumak için hareket edin. Fiziksel aktivite mevcut kemik yoğunluğunu korur ve kemiklerin direncini arttırır. Menopoz sonrasında, kadınlarda meydana gelecek kemik kaybının en az seviyelere indirilmesi, yine fiziksel aktivite ile mümkün olabilmektedir. 

Şişmanlıktan korunmak için hareket edin. Fiziksel aktivite, tüketilen besinlerden elde edilen enerjinin harcanmasını sağladığı gibi, vücut yağ oranının düşmesine ve böylece kronik hastalıklara yakalanma riskini de azaltmaktadır. 

BLOG
Premenstrual Sendrom nedir?
Hemen hemen bütün kadınların ortak derdi. Adet dönemi! Öncesi sonrası bütün hormonlarımızı, duygularımızı, davranışlarımızı etkileyen sistem. Genellikle öncesi birşseyler olmaya başlıyor bize. Ne oluyor bakalım… Adet döneminin yakla...
OKU
Premenstrual Sendrom nedir?

Hemen hemen bütün kadınların ortak derdi. Adet dönemi! Öncesi sonrası bütün hormonlarımızı, duygularımızı, davranışlarımızı etkileyen sistem. Genellikle öncesi birşseyler olmaya başlıyor bize. Ne oluyor bakalım…

Adet döneminin yaklaşmasıyla birlikte, östrojen seviyelerindeki ekstra artış ay boyunca dengede olan karaciğere ve böbreküstü bezlerine fazladan yük bindirebiliyor. Fazla östrojen vücutta ödeme de yol açıyor. Sağlıklı bir kadında karaciğer fazla östrojeni estriole çevirir. Bu işlem sırasında karaciğer yeterli miktarda B vitamini özellikle B6 vitaminine ihtiyaç duyar. Eğer bu vitaminler düşük seviyede ise yüksek östrojen seviyelerinden dolayı ihtiyaç artar.

 

Bu dönemde duygularınız nasıl da değişiyor değil mi ? Daha sinirli, daha alıngan, daha aceleci, daha duygusal, daha kendini beğenmez, daha doymaz, daha aç, hatta öfkeli, inişli çıkışlı…

Adet gunune 14 gün kala ve bitiminden 2 gün sonra ortaya çıkan bazı semptomlar:

Asabiyet, sinirlilik

Huzursuzluk

Depresyon

Duygusal iniş cıkışlar, ağlama nöbetleri

Baş dönmesi

Baş ağrısı

Uykusuzluk

Sırt agrısı, kramplar

Ödem, kilo artışı

Unutkanlık, zihin bulanıklığı

Iştah artışı

Çikolata, tatlı yeme isteği

Göğüslerde hassasiyet

 

Premenstural sendrom bedende gösterdiği etkiye göre sınıflandırılabilir.

 

Tip Semptom İmbalans Öneriler

PMS-A Anxiety

(Anksiyete) Anksiyete

Huzursuzluk

Duygusal Dengesizlik Östrojen

Progesteron Magnezyum

Çikolata, muz ve peynir tüketilmemeli

PMS-C Cravings

(Aşerme) İştah Artışı

Başagrısı

Yorgunluk Hipoglisemi

İnsülin 

Hormonlar Krom

Şekersiz beslenme

Az ve sık yemek 

PMS-D Depression

(Depresyon) Ağlama

Zihin Karışıklığı Östrojen

Progesteron

Çinko, magnezyum, 

B6 vitamini

PMS-H Hydration

(Hidrasyon) Şişkinlik

Kilo Artışı

Ödem Aldesteron

Östrojen

Magnezyum

Tuz Alerjenlerden uzak durmak,b vitamin kompleks, egzersiz, su

 

 

Gamma Linoleik Asit ve PMS

GLA eksikliği de premenstrual sendrom ile ilişkilendirilebilir. Gamma linoleik asit kenevir tohumu yağı, hodan yağı, çuha çiçeği yağı ve üzüm çekirdeği yağında doğal olarak bulunur.

Vücut çeşitli aşamalardan sonra bu yağları alarak prostaglandin denilen hormon benzeri bileşikler oluşturur. Bu bileşikler enflamasyon, kasılma, kan sulanması veya pıhtılasması gibi çeşitli tepkilere neden olurlar.

Menstürasyondan once arahidonik asit salgılanır ve rahimde prostaglandin zincirini başlatır. Bu tepki daralma ve kasılmaya neden olarak kramplara, bulantılara, şişkinliğe, ağrıya ve başağrılarına sebep olur.

Ağrılı menstürasyon ve göğüslerde hassasiyet, gamma linoleik asit eksikliği olanlarda daha çok görülme eğilimindedir.

Gamma linoleik asit ayrıca serotonin (iyi hissetme hormonu) salgılanmasını destekler.

 

Bu dönemde zorluklar yaşıyorsanız :

Taze meyve ve sebze tüketin, bakliyat ve kuruyemişleri öğünlerinize ekleyin

Ara öğün ihtıyacınız var ise protein yuksek atıştırmalıklar seçin

Menstürasyon başlamadan 1 hafta önce ve bittikten 1 hafta sonra su alımınızı artırmaya başlayın.

Fitoöstrojen içeren elma, kereviz, maydonoz, çiğ kuruyemiş ve keten tohumu tüketin.

Düzenli egzersiz veya yürüyüş yapın

Semptomlarınız başlamadan 1 hafta once alkol, şeker, kafein, süt ve süt ürünleri, tuz, işlenmiş gıda tüketmeyi bırakın.

Papatya çayı, melisa veya adaçayı gibi bitkisel çaylar tüketin.

 

Ve lütfen bedeninizin sesine kulak verin, ihtiyaçlarını her zaman bize bir şekilde iletir. Görmezden gelmeyin !

Sevgiler,






×
Nurtopu gibi bir ödeminiz oldu...
Evettt uzatmalarla birlikte on günlük bayram tatili bitti. Yediğiniz tatlılarla, baklava böreklerle birlikte bir de vicdan azabı peydahlandı. Belki içkiler içildi, mangallar yakıldı, açık büfede birkaç tur atıldı, aile sofralarında ...
OKU
Nurtopu gibi bir ödeminiz oldu...

Evettt uzatmalarla birlikte on günlük bayram tatili bitti. Yediğiniz tatlılarla, baklava böreklerle birlikte bir de vicdan azabı peydahlandı. Belki içkiler içildi, mangallar yakıldı, açık büfede birkaç tur atıldı, aile sofralarında bir de şu böreğin bir de baklavanın tadına bakıldı, yan gelip yatıldı. Geriye ayy nasıl yedim anlatamam, hemencecik iki kilo almışım, her tarafım şişti yüzüğüm bile olmuyor nidaları kaldı... Üstüne bir de sıcaklar bastırdı. Siz patlamaya hazır balon gibi ne yapsam diye düşünerek dolanıyorsunuz ortalarda...

Endişeye mahal yok. Muhtemelen vücudunuz su tuttu. Yani ‘ödem’ dediğimiz durum meydana geldi. 

Nedir ödem ? Nasıl oluşur ? Nasıl önlenir ?

Ödem vücutta su tutması ve şişkinlik olarak bilinen bir tıp terimidir. Vücudun bazı bölümleri enflamasyon veya hasardan dolayı şişer. Bu belli bir kısımda görülebildiği gibi bütün vücudu da kapsayabilir. Kan damarlarınız geçirgen olduğunda yandaki dokulara sıvı salgılar, fazla sıvı birikir ve dokuların şişmesine yol açar. Düşük albümin seviyesi, alerjik reaksiyonlar, kalp hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları, hamilelik, hormonal dengesizlikler, kadınlarda premenstural dönem ve ilaç kullanımı gibi sebepleri olabildiği gibi yanlış beslenme sonucu da meydana gelebilir.

Ödem hastalık kaynaklı değil ise, stres, aşırı kilo, yorgunluk da bu etkiyi gösterebilir.

 

Genellikle bayram veya tatil sonrası meydana geldiğinde sebepleri

1. Aşırı tuzlu yiyecekler tüketmek

2. Fazla alkol tüketmek

3. Fazla karbonhidrat yemek

4. Az su içmek

5. Az hareket etmek 

6. Aşırı sıcaklık 

7. Alerjen yiyecekler olabilir

 

Peki nasıl normale döneceğiz ?

 

Beslenmeniz belirli bir dönem için raydan çıktıysa çözüm kolay... Biraz dikkat, ödem atıcı sıvılar, düşük karbonhidratlı bir beslenme modeli ve hareket istediğiniz sonuca ulaşmanızı sağlayacaktır.

Başka neler size yardımcı olabilir bakalım 

Organik Elma Sirkesi

Bir bardak suya 1-2 tatlı kaşığı sirke koyarak günde iki kez tükebilirsiniz

Epsom Tuzu Banyosu 

1 çay bardağı magnezyum sülfat içerikli İngiliz tuzunu banyonuza koyarak içinde 15-20 dakika kalınabilir.

Masaj

Zeytinyağı veya herhangi bir yağla yaptıracağınız masaj lenfatik sistemi harekete geçirerek suyun vücuttan atılmasına yardım eder

Maydonoz

Çay şeklinde hazırlayabileceğiniz gibi gün içinde salatalarda, çorbalarda tüketmeniz maydonozun diüretik etkisinden faydalanmanızı sağlar.

 

Karahindiba

Bu bitki de doğal bir diüretiktir. Ayrıca potasyum barındırdığı için vücuttaki sodyum oranını dengeler, bu da şişkinlik ve enflamasyonun giderilmesine yardımcı olur. 

1 çay kaşığı karahindiba otunu 1 bardak fincan sıcak suda 5 dakika bekleterek tüketin.

 

Benim böyle durumlarda sıklıkla tükettiğim ve tavsiye ettiğim ‘Ödem Atıcı Çay’ tarifimden de faydalanabilirsiniz.

Bu çay için

Yarım demet maydonoz

Yarım demet dereotu

750 ml su

- suyun içine malzemeleri koyup bir taşım kaynatın

- yemeklerden sonra birer bardak için

- tadı yoğun gelirse limon ile tüketebilirsiniz

- kalan maydonoz ve dereotunu blenderdan geçirerek yemeklerde veya      çorbalarda kullanabilirsiniz.

Ama hepsinden önemlisi bu kaçamakları yaşam tarzı haline getirmemek. Birkaç günlük flört olarak düşünüp normal hayata adapte olabilmek...

Hepinize ödemsiz, sağlıklı ve dengeli günler dilerim...






×
Neden doymuyoruz?
Merhaba Degerli Halimiz Okuyuculari, Gectigimiz haftasonu bir meditasyon kampindaydim. Arkadaslarimla yemek uzerine konusurken bir istekte bulundular. Doymamak ve atistirmak uzerine yazi yaz, biz ne yapalim, niye boyle surekli yemek yeme ihtiyacindayiz, nasil onleriz bunu dedile...
OKU
Neden doymuyoruz?

Merhaba Degerli Halimiz Okuyuculari,

Gectigimiz haftasonu bir meditasyon kampindaydim. Arkadaslarimla yemek uzerine konusurken bir istekte bulundular. Doymamak ve atistirmak uzerine yazi yaz, biz ne yapalim, niye boyle surekli yemek yeme ihtiyacindayiz, nasil onleriz bunu dediler. Superrr, benim size aktarmak istedigim o kadar cok bilgi var ki, dogrusu bazen nereden baslayacagimi bilmiyorum. Dolayisiyla boyle istekler beni kamciliyor. Ortak sikayetler gorunce ortak fayda saglayacagimizi dusunerek bu haftaki yazimi Istah ve Aclik uzerine yazmak istedim

Oncelikle istah ve aclik hislerini birbirinden ayiralim. 

Insanlar iki sebepten yemek yiyor. 

Birinci sebep aclik, ikincisi ise istah veya aserme. Aclik, yemek ihtiyaci, vucudumuzda olusan kimyasal degisikliklere (genelde yemekten sonra meydana gelen dusuk glukoz seviyeleri) karsi ortaya cikan fiziksel bir reaksiyon. Bedeninizin isleyebilmesi icin gerekli olan yakiti saglayan icgudusel ve koruyucu bir mekanizma. Ihtiyac.

Istah veya aserme ise yiyecege karsi duydugumuz arzu veya istek. Yemegin kokusuna, goruntusune bazen sesine karsi duyusal bir reaksiyon.

Istahimiz hormonal faktorler, duygusal durumumuz veya stres ile artis veya azalis gosterebilir. Ayrica istah dusuncelerimizden, duygularimizdan ve yiyecek ile kurdugumuz duygusal bagdan etkilenebilir. Aclik hissimiz ise yedigimiz yiyecekler veya metabolizmamiz ile baglantili olabilir. 

Beyin aclik veya tokluk hissi veren sinyalleri degisik hormonlardan alir. bu hormonlardan detayli olarak bahsedecegim ama genel olarak beyine doyma hissi insulin ve leptin hormonu ile gider. Bu sinyaller hipotalamusta dopamin ureten noronlar ile birlesir ve beynin odul merkezine giden dopamin akisini degistirerek yiyecege karsi olan istegimizi kontrol eder. Dopamin odul sinyali iletir. Dolayisiyla dusuk dopamin seviyeleri fazla istah veya atistirma ile bagdastirilir.

Beynimizdeki hipotalamus bolgesi istahin ana kontrol merkezidir. 

Insulin hormonu; insulin pankreasta beta hucreleri tarafindan yediginiz karbonhidrat iceren yiyeceklere karsi salgilanir. Yediginiz karbonhidratin glisemik indeksi ve glisemik yuku ile dogru orantilidir. İnsülin yağları depo eden hormondur. Az ve sık yediğimiz zaman sürekli yağlar bu depoya gönderilir ve depo edilir. Yemek yediğimiz zaman insülin yükselir ve 2 saat sonra düşmeye başlar. Ve acıkma hissi ortaya çıkar.

 

Glisemik indeks karbonhidratların vücutta verecekleri glisemik tepkilerine göre belirlenen sayısal bir değerdir. GI değeri 1 ila 100 arasında değişir; daha yüksek değerler kan şekerini daha hızlı yükselten gıdalara verilir. Saf glikoz bir referans noktasıdır ve glikozun glisemik indeksi 100’dür. Glisemik Yuk ise karbonhidrat içeren gıdaların yenilen miktarın (posiyon ölçüsünün) kan şekerini etkileme hızıdır. Glisemik Yük, bir besinin glisemik indeksinin içerdiği karbonhidrat yüzdesi ile çarpılmasıyla elde edilen bir değerdir.

Karbonhidratlar sindirilerek glukoza donusur. Glukoz hucrelere sadece insulin hormonu yardimiyla girebilir. Insulin bir anahtar gibi hucre yuzeyindeki insulin reseptorunun kilidini acar, glukozun iceri girmesini saglar. Insulin rezistansi bu reseptorler fazla glukozdan dolayi bozulma ve yorulma gosterdiginde meydana gelir. Fazla glikoz hucreye girip enerji uretmek yerine kana karisarak yaga donusur ve kilo almaya sebep olur. 

Kan sekerinin azalmasi veya artmasi beyne etki ederek istahi azaltir veya artirir.

Glukagon hormonu; karacigerde depolanan glukozun hucrelerden kana karismasini saglar. Gorevi kan sekeri seviyesinin dusmemesini saglamaktir. Protein alimi, salgilanmasini destekler. Glukagon ayrica protein gibi gida grubundan glukoz uretilmesine yardimci olur.  

Leptin hormonu; Yag hucrelerinden salgilanan bu hormon da istah konusunda insulin hormonu ile birlikte buyuk rol oynar. Istahi bastirarak doyma hissi saglar ve enerjimizi artirir. Salgilanan leptin hormonu vucuttaki yag orani ile orantilidir.  Duzenli olarak oruc tutmak veya az kalori tuketmek leptine duyarliligi azaltir, bu da istah artisina, asermelere ve enerji azligina sebep olur.Bir haftalik bir diyet leptini %30-50 oraninda dusurur. Fazla seker tuketimi yaninda kronik enflamasyon, agir metal zehirlenmeleri, cevresel faktorler hipotalamik leptin reseptorlerine zarar verebilir ve leptin rezistansina sebep olabilir. (Leptin reseptorleri hipotalamusun kiloyu duzenleyen istah merkezindedir). Leptin rezistansi hipotalamusun artan insulin seviyelerine cevap verememesi, bunun da istah ve kilo artisina sebep olmasidir.

Grelin hormonu; midede uretilir, hipotalamustaki reseptorleri uyararak istahi uyandirir. Bu hormon salgilanmasi yemekten once artar ve yemekten sonra duser. Buyume hormonunun salgilanmasini destekler. Grelin hormonu odul ve zevk merkezlerini uyarir. Beyinde dopamine salgilayan hucreleri uyarir. Ayrica stress aninda grelin seviyeleri artar.

Bu durumda istahin ve acligin kimyasal, fizyolojik veya strese bagli duygusal sebepleri olabilir.

Beslenme acisindan bakarsak, beslenme duzeninizde yaptiginiz birkac yanlis sizi ac hissettirebilir veya uzun sure tokluk hissi saglamayabilir. Ornegin az protein tuketmek, fazla karbonhidrat tuketmek, az yag tuketmek, az lifli gidalarla beslenmek ve .susuzluk gibi

Protein

Yeterli miktarda protein alimi daha iyi kan sekeri kontrolu saglayarak, uzun sureli tokluk ve dusuk kalori alimini destekliyor. Yetiskinler icin gerekli protein miktari kilo basina 0.8 – 1.2 gram arasidir.

Yaglar 

Omega-3 ve Omega-6 yağları açısından dengeli bir beslenme ile doğru yağları yemek uzun sureli tokluk hissi saglayarak aynı zamanda kilo vermenizi sağlar. Yüksek kaliteli yağlardan yapılmış sağlıklı hücre duvarları kan şekeri ve insülin seviyelerini düşürür, yani yağı depolamaz yakar.

 

Lif

Lif, besinlerin vucudumuzda bağırsak enzimleri tarafından sindirelemeyen kısmıdır. Bu lifler suda çözünebilen ve suda çözünemez olarak ikiye ayrılır. Suda çözünür lifler bağırsaklarızda çözünüp jel kıvamına gelir ve sindirim sisteminizin çalışma hızını artırır. Suda çözünmeyen lifler ise bağırsak enzimleri tarafından sindirilmeden hareket eder. Suda çözünmeyen lifler, tokluk hissini uzatarak aclik krizlerine girmemizi engeller.

 

Su

Yeterince su tuketmedigimiz ve vucut susuz kaldiginda, aclik hissi ortaya cikabilir. Bunun sebebi beynin aclik ve susuzlugu dengeleyen parcasi hipotalamustan kaynaklanir. Aslinda sadece suya ihtiyaciniz varken kendinizi ac hissedebilirsiniz.

Peki gelelim cozumlere… Ne yapmali da uzun sure tok kalmali, strese girdigimizde ne yapmali, atistirma hissini nasil gecistirmeliyiz ?

1. Yeterli miktarda protein tuketin, yumurta, tavuk, et, balik ve baklagiller

2. Saglikli yag ve tohumlar tuketin, zeytinyag, tereyag, hindistancevizi yagi, cig kuruyemisler gibi

3. Aciktiginizda once bir bardak su icmeyi deneyin

4. Gunluk yemek duzeninizde mutlaka lifli gidalar yer almali, meyveler, sebzeler ve baklagiller gibi

5. Ogun atlamayin, saatinde yemek yiyin

6. Karbonhidrat yediginizde yaninda protein ve yagda tuketin, sindirimi yavaslatip glisemik indeksi dusurur, hemen acikmanizi onler. 

7. Cok pismis yiyecekler daha yuksek glisemik indeke sahiptir, ornegin sebzeleri mumkun oldugunca az pisirin

8. Hareketli olun, spor yapin, dans edin

9. Kendinizi uzgun yorgun ve stresli hissettiginizde otomatik refleks olarak size rahatlaci yiyeceklere yonelebilirsiniz. Bu donguyu kirmak icin size mutlu eden seylerin listesini cikarin ve bunlari uygulamayi deneyin

10. Meditasyon ve yoga gibi stres azaltici yontemleri deneyin. Ozellikle yonlendirmeli meditasyonlar beden farkindaligi saglamak ve rahatlamak icin birebir. 

11. Ille de atistiracagim diyorsaniz cig kuruyemisler, dusuk sekerli meyveler, yogurt, ayran, kefir, avakado, salatalik gibi saglikli gidalar elinizin altinda olsun. 

12. Doyma hissi hayatta tatmin olma ile de ilgilidir. Sizi yiyeceklerden baska ne besler ? 

13. Yeme hissi geldiginde kendinize “bu bir istek mi ? ihtiyac mi ?” sorusunu yoneltin. (Degerli Cem Sen hocama sevgilerle)

14. Ve diyecegim o ki sucluluk duymayin, 

Ruhunuza iyi gelen sey bedeninize de iyi gelir.. 

Sevgiler…






×
Protein Bildilerimiz...
Genelde danışanlarım arasında en yaygın beslenme yanlışı, az protein tüketmek. Neredeyse sadece haftada iki yada üç kez protein tüketenler bile gördüm. Proteinler, vücudun yapı taşı olarak bilinen büyük moleküllü...
OKU
Protein Bildilerimiz...

Genelde danışanlarım arasında en yaygın beslenme yanlışı, az protein tüketmek. Neredeyse sadece haftada iki yada üç kez protein tüketenler bile gördüm.

Proteinler, vücudun yapı taşı olarak bilinen büyük moleküllü biyolojik maddeleri ve vücudumuzun sudan sonra en büyük parçasıdır. Proteinler, amino asitlerden oluşur.

Proteinleri oluşturan amino asitler, sekiz tanesi hariç, vücut tarafından sentez edilebilir. Vücut tarafından sentez edilemeyen ve besinlerle belirli miktarlarda alınması gereken amino asitlere elzem (ya da esansiyel) amino asitler denilir.

Amino asitleri elzem amino asitler yönünden yeterli olanlara kaliteli protein denilir. Hormonlarin, enzimlerin ve antikorların sentezlenmesi icin büyük bir öneme sahiptir. Vücudumuzdaki her doku ve organ proteinden yapılmıştır.

Önemli bir enerji kaynağıdır. Günlük beslenmemizde mutlaka bulunması gerekir, aksi halde vücut gereken protein kas dokularından ve organlardan çeker.

Protein sıvı basıncını ve kandaki alkaliniteyi düzenler.

 

Eksikliğinde etkileri:

Şiskinlik ve ödem

Enfeksiyonlara yatkınlık ve erken yaşlanma

Tatlı krizleri

Düşük B12 değerleri

Organ fonksiyonlarinda azalma, özellikle organlara özel amino asitler, mesela tiroid ve tirosin

Küçük çocuklarda protein yoksunluğu zihin gelisimini etkiler ve enfeksiyon hastalıklarına karşı bağışıklığı düşürür.

 

Protein değerleri en yüksek besinler;

Ton balığı, tavuk, hindi, somon, dana eti, kuzu eti, karides, sardalya

Ispanak, kuskonmaz, pazı, 

Mercimek, barbunya, kurufasulye

Kabak çekirdeği, yer fıstığı

Yumurta, yoğurt, peynir

Et, yumurta gibi hayvansal proteinler kaliteli proteinlerdir. Bitkisel proteinlerde elzem amino asitlerden bazıları yetersizdir.

Bu yüzden hayvansal proteinler beslenmemizde büyük öneme sahip.

 

Peki ne kadar protein yiyeceğiz. Bu konuda tavsiye edilen (RDI) günlük alınması gereken protein miktari kilo basi 0.8 gramdır. Yani 80 kilo ağırlığındaki bir erkek günde 64 gram, 60 kilo ağırlığındaki bir kadın ise ortalama 48 gram protein tüketmeli. Bu oranlar yaşam tarzına ve aktivite durumuna göre artirilabilir.

Örneğin 100 gr tavuk etinde 18 gr, 1 yumurtada 6 gr, dana  etinde 19 gr, kuzu etinde 16 gr, kuru fasulye ve barbunyada 22 gr, balik eti 24 gr ve beyaz peynirde ise 22 gr protein bulunmaktadır.

 

Bu oranları görünce ne kadar az protein yedigimizi anlıyabiliyoruz. Öyleyse size bol proteinli günler dileyerek bu haftaki yazimi noktaliyorum.

 

Sevgiler, 






×
Besin Alerjileri ve Hassasiyet
Bu hafta sizleri danışanlarım dolayısıyla sıklıkla karşılaştığım yiyecek alerjileri ve hassasiyeti ile ilgili bilgilendirmek istedim. Hipokrat ne güzel söylemiş. “Bir kişinin yiyecegi diğerinin zehiri olabilir” (“What is meat to one person can be fie...
OKU
Besin Alerjileri ve Hassasiyet

Bu hafta sizleri danışanlarım dolayısıyla sıklıkla karşılaştığım yiyecek alerjileri ve hassasiyeti ile ilgili bilgilendirmek istedim.

Hipokrat ne güzel söylemiş. “Bir kişinin yiyecegi diğerinin zehiri olabilir”

(“What is meat to one person can be fierce poison to another” )

Herkes icin ideal olan bir yiyecek yoktur ve herkes icin ideal olan bir beslenme şekli de yoktur.  Faydalı olabilecek besinler kişinin eşsiz biyokimyasal doğasına göre değişir. Sizin icin faydalı olabilecek bir yiyecek, alerjisi veya intoleransi olan bir başkası için zehir olarak algılanabilir. Hemen hemen herkesin bir yiyeceğe intoleransi vardır. Bu çoğunlukla uygunsuz beslenme davranışından ve hergün aynı yiyecekleri tüketmekten kaynaklanır. 

Hassasiyet veya intoleranslar genellikle başka bir organ aracılığıyla kendini belli eder. 

Yiyecek hassasiyetleri iki türlüdür;

1. Alerji

2. Intolerans

Besin alerjisi yiyecek icindeki bir protein karşı geliştirilen bağışıklık sistemi reaksiyonudur. Vücut bu yabancı maddelere karsı antikor üretir. Antikor ve yabancı maddeler dokulara zarar vererek yan etkiler üretirler. 

Besin intoleransı vücudun kapasitesinden dolayı belli bir besini hazmedememesi olarak açıklanabilir. İntoleranslar bağışılıktan çok metabolizma ile ilgilidir. Belli bir besin grubunu hazmedebilecek enzim üretilmemesi sonucunda meydana gelir.

Besin intoleransi ençok kendini yorgunluk ile belli eder. Dinlenerek, uyuyarak geçmeyen kronik yorgunluk kişiye kendini dinlenememiş hissi verir.

Kronik yorgunluğa ek olarak her semptom besin intoleransı nedeniyle ortaya çıkıyor olabilir. Kas spazmları, fazla mukus, enfeksiyona dayanıksızlık, besinlerin hazmedilememesi, bağırsak spazmları, spastik kolon, fizyolojik ve davranışsal semptomlar gibi.

Bazı insanlar kolaylıkla nezle veya grip kaparlar. Bir kişi hasta olmadan geçirebilen insan sayisi o kadar azaldı ki artık. Neden sadece besinler mi ? Elbette değil ama kronik besin reaksiyonları bağısıklık sisteminizi zayiflatiyor ve enfeksiyona duyarlı hale geliyor olabilirsiniz. Özellikle çocuklar ne kadar cok hastalanmaya başladı değil mi ? Nedeni besin intoleransı olabilir mi ?

Aşağıda besin alerjisi veya intoleransı sebebiyle olabilecek semptomları görebilirsiniz;

- Genel

Kronik yorgunluk, yiyecek aşermeleri, kronik enfeksiyonlar, dinlenememek

- Fiziksel

Gözaltında mor halkalar, şişlik, ödem, solgun görüntü

- Gastrointestinal

Kronik ishal, spastik kolon, irritabl bağırsak, kolit, ülseratif kolit, dışkıda mukus, mide yanması, hazımsızlık, reflü, şiskinlik, gaz, kusma, kabızlık, safrakesesi problemleri, ülser, gastrit

- Solunum

Grip/ Nezle yatkınlik, gece öksürmeleri, astım, bronşit, nefes darlığı

- Kardiovasküler

Yüksek tansiyon, çarpıntı, aritmi, enflamasyon, sıcak basmaları, kızarma, gece terlemesi, ayak bileklerinde ödem

- Kas/Eklem

Sırt ağrısı, kas spazmları, krampları, ağrıları, kas zayıflığı, artirit

- Cilt

Ürtiker, egzama, sedef, akne, dermatit, yoğun terleme

- Sinir sistemi

Migren, hiperaktivite, huzursuzluk, asabiyet, titremeler, kasılmalar, depresyon, vertigo, hafıza zayıflığı, konsantre olamamak, zihin karısıklığı, öğrenme güçlüğü, anksiyete, panik atak, karakter değişiklikleri, öfke, duygusal patlamalar, halusinasyonlar, paranoya, uykusuzluk, kulak enfeksiyonu, burun akıntısı, sinüzit, anemi, otoimun hastalıkları

Bu semptomlar bir veya birden fazla besine karşı geliştirdiğiniz alerji veya intolerans sonucu görülüyor olabilir.

Peki hangi besinler bunlara sebep olabilir ?

İnek sütü, laktoz, buğday, gluten, yumurta, çikolata, kafein, yer fistiği, findik, misir, cilek, deniz urunleri, domates ve daha niceleri

Peki ne yapmali ?

Problem şu ki coğu insan hangi yiyeceğe karsı hassasiyeti veya alerjisi olduğunun farkında değil. Özellikle bu yiyeceği sıklıkla tüketiyor ve semptomları hergün görüyorsa. Genellikle şikayet hangi organda ise ilgili doktora giderek çözüm aramaya basliyor. Problem elbette fizyolojik veya kimyasal da olabilir, fakat herşeyi deneyip çözüm bulamadığınız bir rahatsızlığınız varsa besin alerjiniz veya hassasiyetiniz olabileceği de aklınızın bir köşesinde bulunsun.

Alerji veya hassasiyetimizin olup olmadigini nasıl anlayacağız?

Şüphelendiğiniz yiyeceği 4 gün boyunca tüketmeyin. Dört gün boyunca bedeninizden bu yiyecek ve etkileri yok olmaya başlayacaktır. Beşinci gün bu yiyeceği tekrar tüketin, bu yiyeceği tekrar yemenin daha önce hiç tüketmemişsiniz gibi bir etkisi olacaktır. Daha sonra bedenin verdiği tepkileri gözlemleyin. Birkaç yiyecekten süpheleniyorsanız hepsini birden tüketmeyi birakın ve her beş günde bir tekrar yemeyi deneyin.

Yediklerinizle deney yapın. Bedeninize karşı duyarlı olun. Eğer bir yiyeceği tükettiğinizde kötü hissediyorsanız uzun süre yememeyi deneyin. Sizin için ne kadar önemli olursa olsun, mutlaka yerine konacak başka bir seçenek vardır.

Gelin şimdi hastalıklara ve onlara sebep olabilecek yiyeceklere bakalım;

Karın ağrısı; laktoz, gluten

Anaflaksi; yumurta, fıstık, süt, balık

Artirit; buğday, mısır, süt, nightshade (itüzümü) familyası patlıcan, domates, biber, patates

Yatak ıslatma; süt, çikolata, domates,  şeftali

Astım; yumurta, kuruyemişler, çikolata, gluten

Tekrarlanan nezle/grip; süt ve süt ürünleri, şeker, buğday, yumurta

Dermatit; gluten, süt, yumurta

Kulak enfeksiyonları; sut ve sut urunleri

Egzama; yumurta, sut, buğday, gluten, domates

Hiperaktivite; sukroz, süt, gıda boyaları ve katkı maddeleri

Hipertansiyon; kafein, alkol, domates

İrritabl bağırsak sendromu; laktoz, süt, gluten, buğday, mısır, tavuk, yumurta

Migren; peynir, domates, çikolata, kahve, çay, süt, yumurta, buğday, kırmızı şarap, aspartam

Multiple skleroz; süt, kahve, çikolata

Sedef; gluten

Ülseratif kolit; laktoz, süt, gluten

Bu hastalıklarınız varsa diyetinizden bu besinleri çıkararak deneme yapın. Belki yıllardır çektiğiniz basağrısının sebebi hergün peynir tüketmenizdir. Yada çocuğunuzun yerinde duramamasının sebebi sürekli yediği şekerlemelerdir. Egzamaniz varsa belki de gluten alerjisinden kaynaklanıyor. Sebebini biliyorsanız iyileşmek için bir adım atmışsınız demektir. Daha geniş bilgi ve tedavi icin beslenme uzmanlarindan yardım alabilirsiniz.

Diyeceğim o ki bedeninizin ve oluşan belirtilerin farkında olun…

Sevgiler…






×
Yazidaki 7 hatayi bulunuz…
Bundan boyle ben de Beslenme ve Saglikli Yasam konularindaki halimizi anlatip, size degisik bakis acilari sunmaya calisacagim. Surc-u lisan edersem affola…   Aysegul kim ? Hayatinin her doneminde yemek ile ilgili bir is yapmis, neredeyse her sektorunu deneyimlemis,...
OKU
Yazidaki 7 hatayi bulunuz…

Bundan boyle ben de Beslenme ve Saglikli Yasam konularindaki halimizi anlatip, size degisik bakis acilari sunmaya calisacagim. Surc-u lisan edersem affola…

 

Aysegul kim ?

Hayatinin her doneminde yemek ile ilgili bir is yapmis, neredeyse her sektorunu deneyimlemis, ama beslenme danismanligi yaparken en buyuk tatmin duygusunu yasayan, dogal yollarla tedaviye inanan, ruh-beden-zihin butunlugune inanan, ogrenme sevdalisi, profesyonel ogrenci, cross-fit, meditasyon, seyehat, sinema ve kitap tutkunu, bir de yemeksever 

 

Yazidaki 7 hatayi bulunuz…

Diyet yapmak, saglikli yasam, saglik koclari, diyetisyen, beslenme uzmani, sok diyet, kilo vermek kelimelerini sikca duydugumuz bahar ve yaz sezonu basladi. Her gun gazetelerde, dergilerde konunun uzmanlarindan cesitli diyet listeleri, oneriler goruyorsunuz. Internette, facebookta, instagramda neredeyse herkes konuyla ilgili paylasimlarda bulunuyor. Bilgi, bilgi, bilgi. 

Ne yapiyoruz bu bilgilerle. Dogrulugunu arastiriyor muyuz mesela ? yada hemen uygulamaya mi geciyoruz ? ihtiyaci olana “forward” mi ediyoruz ? 

Gordugum genel anlayis mart ayindan itibaren buyuk cogunlugun bu paylasimlardan dolayi belki de kendini kilo vermek zorunda hissetmesi. Sanki bunlari okudukca, gordukce birisi bizi durtuyor. Bir kilo fazlam var, 5 kilo fazlam var, su eski kotuma gireyim, kuzenimin dugunu, arkadasimin nisani, ayy hic bir seyim olmuyor ustume, nasil bikini giyecegim bu halimle, ne yiyim kilo vermem lazim… O kadar cok duyuyoruz ki bunlari…

Sonra tavsiyeler basliyor, ordan burdan okuyup ne oldugunu nasil sonuclanacagini bilmedigimiz yontemler. Chia tohumu zayiflatiyormus, detoks yapiyorum sen de yap, sabah ac karnina limon suyu ic yag yakiyormus, lahana ile zayifladim, bitki cayi iciyorum yaglarim boyleee kayip gidiyor, maydonoz ye odem atar, misir puskulu ve kiraz sapi da ekle, vejeteryan oldum ben sekerim, aa karaciger detoksu yapmadin mi ama, gibi surup gidiyor. Herkesin herseyi bildigi ve ustune ustluk kolayca tavsiye verebildigi bir alan “Beslenme”

Peki ama ne yapmali ?

Durun ! Gercekten once bir durun ! Saglikli ve analitik bir sekilde dusunmeye baslayin…Acele etmeyin

 

Ben neden kilo vermek istiyorum ?

1. Yaz geliyor mayo sezonu

2. Sagligimi duzeltmek icin

3. Esim, cocuklarim, sevgilim kilo ver diyor

4. Su on yil once giydigim kota girmek isterim

5. Aysen kilo verip incecik olmus benim neyim eksik 

6. Sagligim yerinde ama birkac kilo fazlam var

7. Arkadaslarimin icinde en sisman benim,36 bedenim amaaa

8. Bizim oglanin dugunu icin

 

Nasil kilo verebilirim ?

1. Bizim Hulya gecen bir diyet vermisti onu yapayim

2. Sabahlari ac karnina safak vakti kinoa yiycem

3. Yurumesem olmaz mi

4. Tam bugday eksi mayali ekmek cok saglikliymis

5. Zumba yapiyorum bizim kizlarla

6. Dengeli beslenenirsem olur bu is

 

Kimlerden yardim/destek alabilirim ?

1. Gazetedeki sok diyetler

2. Instagramda takip ettigim oyuncu kiz adi neydiii

3. Bizim kosedeki baharatci

4. Ayfer abla 10 kilo Verdi iki bucuk haftada, ona sorucam 

5. Yoga hocam herseyi bilir

6. Detoks grubuna yazilcam 3 gunde 7 kilo verdiriyorlar

7. Beslenme uzmani/Diyetisyen destek alabilirim

Kilo vermeye karar verdiginizde, onece bunu niye yapmak istediginizi bulun, Yanlis sebeplerle bu ise baslamayin. Nasil kilo verebileceginiz gayet asikar. Kisa yollara sapmayin, gecici cozumler aramayin. Basiniz agridiginda agriyi gecirmek icin agri kesici aliyorsunuz, yani sebebini bilmeden semptomatik tedavi uyguluyorsunuz. Bu sadece gunu kurtarmak. Kilo vermek de oyle, mucizevi bir ilaci, yontemi yok

Ilk amaciniz saglikli bir yasam olmali, saglikli beslendiginizde zaten bedeninizdeki tum dengesizlikler dengelenmeye baslayacak ve bunun sonucu olarak kilo vermeye baslayacaksiniz. Ama bu bir surec… Devamli, surekliligi olan, uygulanabilir bir beslenme tarzi bulmalisiniz. 

Bunu yaparken destek alacaginiz kisiler konusunda uzman, egitim almis, yeni arastirmalari takip eden, dogal cozumler uretebilen kisiler olmali. Size bu konuda sadece yemek listesi degil egitim de vermeli, size yeni bir yasamin kapisini aralamali.

Diyecegim o ki, bedeninize, zihninize ve ruhunuza iyi bakin, onlar sahip oldugunuz en degerli seyler…






×
Şekerli, orta, sade?
Siz de benim gibi Türk Kahvesi sever misiniz ? Merak ediyorum günde kaç kahve tüketiyorsunuz ? Kahvenizi nasıl içiyorsunuz ? Peki ya çay?? Günde kaç tane çay içersiniz ? Çayınızı şekerli mi içiyorsunuz ? ...
OKU
Şekerli, orta, sade?

Siz de benim gibi Türk Kahvesi sever misiniz ? Merak ediyorum günde kaç kahve tüketiyorsunuz ? Kahvenizi nasıl içiyorsunuz ? Peki ya çay?? Günde kaç tane çay içersiniz ? Çayınızı şekerli mi içiyorsunuz ? Kaç tane şeker atarsınız çayınıza ?

Şeker tüketimi sağlık alanında günümüzün neredeyse en çok konuşulan konularından biri. Pek çok hastalığın altındaki sebep olabildiği gibi, sağlıklı bireylerde de olumsuz durumlara yol açabiliyor.

 

Şeker yemek beyninizde sizi iyi hissetiren dopamin ve serotonin gibi hormonların salgılanmasina sebep olur. Ya da kokain ve benzeri bazı uyuşturucu maddeler gibi, siz kendinizi  iyi hissettikçe bedeniniz de şekeri daha cok istemeye baslar. Ve bu duyguya deyim yerindeyse müptela olursunuz ve her şeker yediğinizde daha çok yemek istersiniz.

 

Şeker yediğinizde, diğer bütün yiyecekler gibi, dilinizdeki tat alıcılarınıziı aktive eder. Sonra beyninize bir sinyal gider, bu sinyal beyindeki ödül merkezini aktive ederek kendinizi iyi hissetmenize sebep olan dopamin salgılanmasına sebep olur. Zaman zaman bir parça çikolata ile beynimizin ödül merkezini aktive etmek hoş ve zararsizdir. Ama problem ödül merkezi çok fazla aktive edildiğinde başlıyor; yemek yerken kontrolu kaybetmek, aşermeler ve şekeri tolere edememe, sürekli karbonhidrat yeme istegi gibi.

 

Eğer şeker düşmesi yaşadıysanız, kan şekerindeki düsüklükler huzursuzluk, duygu değişimleri, yorgunluk, asabiyet gibi semptomlar gösterebilir. Bu kan şekerinizin birden yükselip hızlıca düşmesinden kaynaklanır. Kendinizi sinirli veya depresif hissedebilirsiniz. Bu da depresyon ve anksiyeteye neden olabilir veya artirabilir.

 

Şeker dediğinizde aklınıza sadece sofra şekeri gelmesin. Gün boyu şeker ihtiva eden yiyecekleri şöyle bir gözden geçirelim. 

Pekmez, bal, çikolata, esmer şeker, bisküviler, kekler, tüm nişastalar, glikoz şurubu, mısır şurubu, unlu mamüller, dondurma, helva, paketlenmiş suni gıdalar ve daha niceleri…

 

Prof. Dr.Canan Karatay bakın bu konuda neler söylüyor; ‘En tatlı zehir dediğimiz şeker ve şeker yüksekliği kalp krizi, felç, şeker hastalığı ve kansere neden olmakla birlikte tansiyon yüksekliği, Alzheimer, unutkanlık, depresyon gibi birçok rahatsızlığa yol açan en önemli etkendir’. Şeker (diyabet) hastası olmayan normal kişilerde dahi, kan şekerinin (kısa bir süre yüksek kalmasının bile) serbest oksijen radikallerinin yapımını artırdığından dolayı, insülin ve leptin direncini artırarak vücutta tahribat yaptığı gösterilmiştir.

 

Şeker ve şekerli tatlı tüketiminin insan vücudunda sebep olduğu bazı tahribatlar ve hastalıklar şunlardır:

 

• Vücudun mineral dengesini bozar.

 

• Protein emilimini engeller.

• Dokuların esnekliğini ve işlevini bozar.

• Enzimlerin fonksiyonlarını bozar.

• DNA yapısında zarara yol açar.

• Alkol gibi zehirleyicidir.

• Bağımlılık yapıcı bir maddedir.

• Vücut bağışıklık sistemini yıkar ve zayıflatır.

• Vücutta serbest oksijen radikallerin artmasına ve oksidatif strese neden olur. 

• Viral ve bakteriyel her türlü enfeksiyon hastalığına karşı korunmayı zayıflatır.

• Yaraların ve hastalıkların iyileşmesini geciktirir..

• Depresyona neden olur.

• Baş ağrısı ve migrene neden olur.

• Miyop hastalığına (uzağı görememe) neden olur.

• Gözlerde katarakta neden olur.

• Tükürük asiditesini artırarak diş çürümelerine neden olur.

• Diş ve diş eti hastalıklarına neden olur.

• Besin alerjisine neden olur.

• Derimizdeki kollajen yapısını bozar ve ciltte kırışıklıklara neden olur.

• Erken yaşlanmaya sebep olur.

• Çocuklarda hiperaktivite, anksiyete, konsantrasyon bozukluğu ve zayıflığına

neden olur.

• Çocuklarda egzamaya neden olur.

• Kadınlarda premenstürel sendromu (adet dönemi öncesi yaşanan sıkıntılar) daha kötü hale getirir.

• Vücutta hormonal dengesizliğe neden olur. 

• İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırır.

• Vücutta su tutulmasını arttırır.

• Kilo alma, şişmanlık ve obeziteye neden olur.

• Açlık şekerini yükseltir.

• Hipoglisemiye (kan şekeri düşmesi) neden olur.

• Diyabete (şeker hastalığına) neden olur.

• Obez hastalarda yüksek kan basıncına neden olur.

• Kalp, damar ve felç hastalıklarına neden olur.

• Kanın pıhtılaşmasını artırır ve damarların tıkanmasına neden olur.

• Aterosikleroz denilen damar sertliğine neden olur.

• Astıma neden olur.

• Karaciğer büyümesi ve yağlanmasının nedenidir.

• Safra ve Böbrek taşına neden olur.

• Böbrek üstü bezlerin fonksiyonlarını yavaşlatır.

• Hazımsızlığa neden olur.

• Besinlerin gastrointestinal sistemde ilerlemesini yavaşlatır, bağırsak hareketlerinin 1 numaralı düşmanıdır. Kabızlık yapar.

• Hemoroit dediğimiz, basur hastalığına neden olur.

• Kronik artrit hastalıklarına (eklem hastalıkları) neden olur.

• Kemik erimesini başlatır.

• Alzheimer hastalığına neden olur.

• Her türlü kanser hücresini besler. 

• Pankreasın yağlanmasına ve kanserine neden olur.

• Meme, yumurtalık, prostat ve kalın bağırsak kanserine neden olur.

 

Peki şekerden nasıl uzak duracağız ?

Dogal besleneceğiz, yani agaçta, toprakta yetismeyen hiçbir şey yemeyeceğiz, içinde adını telaffuz edemediğimiz katkı maddeleri bulunan hiçbir paketli ürünü tüketmeyeceğiz. 

Bol bol yumurta, et, balık, köy tavuğu, fındık, fistik, tereyağ, yogurt, taze sebze, meyve tüketeceğiz. Ayran içeceğiz, limonata yapacağız, su içeceğiz, kahvemizi ve çayımızı şekersiz içeceğiz. 

Diyeceğim o ki bu kısırdöngüden kurtulduğunuzda hayatınız daha sağlıklı, enerjik ve verimli olacak. Haydi başlayalım…Yarın, öbürgün değil ! Bugün !






×
BEN

İngiltere’de aldığı Turizm Otel ve İşletmecilik eğitiminin ardından; Eurest ve Sofra gibi uluslararası yemek şirketlerinde bölgesel yöneticilik yaptı. Daha sonra o dönemde neredeyse benzerinin olmadığı ve sonraki yıllarda birçok kişiye ilham kaynağı olan, organik ve sağlıklı yemek üretimi yapan İstanbul Nişantaşı’ndaki Doğaya Dönüş adlı restoranında işletmecilik yaptı.

Hayatının her dönemınde insanlar ve beslenme konusunda köprü oldu. Bu nedenle hem yemek hem de beslenme konusunda uzmanlaşmak ve sahip olduğu bilgilerle deneyimini geliştirmek amacıyla Toronto’da bulunan Institute of Holistic Nutrition’da “Uygulamalı Bütünsel Beslenme” alanında eğitim almak için Kanada’ya gitti.

Eğitimi süresince sağlık ve beslenme, beslenmeden kaynaklı hastalıklar, belirtileri ve nedenleri, karşılaştırmalı diyetler, sporcu beslenmesi, anotomi ve fizyoloji, sindirim sorunları, hastalıkların psikolojisi, sağlıklı kilo kaybı, beslenme ve kan şekeri yönetimi ile ilgili eğitimler aldı.

Bedeni dengelemek için vücudun ihtiyacı olan önemli besin ve takviyeler nelerdir, beslenme ve ruh sağlığı için nasıl beslenilmeli, hastalıkların psikolojisini anlayarak zihnimizi ve ruhumuzu besinlerle nasıl şifalandırırız konularında rehberlik ve danışmanlık yapan Ayşegül Günsür, sağlıklı beslenme ve doğru gıdalarla ilaçsız bir hayatın kapısını açarak, ruh-beden-zihin üçgeninde dengeli bir yaşamın yollarını gösteriyor.

İLETİŞİM
+90 532 240 99 09
Ad ve Soyad :
Telefon :
E-Mail :
Mesaj :
   
Tüm hakları saklıdır. © 2017 Ayşegül Günsür